Oturum Aç
slider_ kas_iskelet.png

 



KAS İSKELET HASTALIKLARI MERKEZİ

Vücudumuzun kas iskelet sistemi kemikler, eklemler, kaslar, ligamentler, tendonlar ve sinirlerden meydana gelir. Bu yapılardan herhangi birinde sorun olması kişinin yaşam kalitesini büyük oranda etkiler. Bezmialem Dragos Hastanesi Kas iskelet Hastalıkları Merkezi, Kas-iskelet sistemindeki doğumsal ve edinsel hastalıkları Bezmiâlem'in uluslararası düzeyde tanınan deneyimli akademik öğretim üyesi kadrosunun desteği ve hastanemizde yer alan tüm bölümlerle işbirliği içinde, teknolojinin geniş olanaklarından yararlanarak dünya standartlarında, çağdaş, yenilikçi, tıbbi etik ilkelerinden ödün vermeden, hastalara en uygun medikal ve cerrahi tedaviyi bilimsel düzeyde planlayarak uygulamaktadır. Hastalar, teşhis ve tedavi sürecinde ilgili uzman doktorlarımız tarafından tüm ayrıntılarıyla bilgilendirilmektedir.

Kas İskelet Hastalıkları Merkezimiz diz ve kalça osteoartriti (kireçlenme) nin artroplasti (eklem protez) ile tedavisi, diz, kalça ve omuz eklemi hastalıkları ve spor yaralanmalarının artroskopik cerrahisi, omurga cerrahisi ve tümör cerrahisi alanlarında pek çok yeniliklerin öncülüğünü yapmıştır.

Kalça osteoartriti (kireçlenme) nin Artroplasti (protez cerrahisi) ile tedavisinde daha az çıkık riski ile ameliyat sonrası güvenli ve hızlı iyileşme sağlıyan anterior (önden) yaklaşım uygulanmaktadır.

Diz osteoartritinin (kireçlenme) unikondiler (yarım) protez ile cerrahi tedavisinin ilk uygulayıcıları olmakla birlikte ülkemizde uluslararası sertifikalı sayılı kliniklerden biridir.

Spor yaralanmalarında sık karşılaşılaşılan diz eklem kıkırdak hasarlanmasında en son kıkırdak onarım ve yenileme teknolojisinin uygulanması, Kalça sıkışma sendromu ve labrum yırtıklarının kalça artroskopisi veya mini açık yaklaşımla tedavisi gibi bir çok yeniliklerin de ilk uygulayıcısı olmuştur.

Merkezimizde kalça ve diz osteoartriti (kireçlenmesi) olan hastalarda ve pek çok ortopedik rahatsızlıkta tıp dünyasındaki en son gelişmelerden olan ve  Amerika Birleşik devletleri  Sağlık Bakanlığı'na bağlı gıda, ilaç, biyolojik medikal ürünlerden sorumlu bürosu Food and Drug Administration (FDA); tarafından kabul edilen Kök Hücre ve Stromal Vascular Fraction (SVF) uygulamaları yapılmaktadır.

Kök hücre uygulamalarında kişinin kendi leğen kemiğinden veya karın yağ dokusundan ince uçlu bir trokar ile alınan kemikiliği veya yağ dokusunun özel bir cihazda 30 dk. gibi kısa sürede ayrıştırılması ile elde edilen mezenkimal kök hücre ve büyüme faktörlerini içeren konsantre kemikiliği aspirasyon materyali (Bone marrow aspirate concantrate= BMAC) veya Stromal Vascular Fraction (SVF) materyali kişinin hastalıklı veya hasarlanmış bölgesine veya eklemine enjekte edilmektedir.

Üst düzey cerrahi uygulamaların yanında, anestezi uzmanları ve fizyoterapistlerden oluşan ekibimiz ameliyat sonrası hızlı ağrı kontrolü ve rehabilitasyonu ile hastanede yatış süresi kısa tutularak hastalarımızın bir an önce günlük yaşam ve işe dönüşleri sağlanmaktadır.

Bezmialem Dragos Hastanesi Kas iskelet Hastalıkları Merkezi köklü kurumsal alt yapısı, son teknoloji cihazları ve uluslararası tanınmış akademisyen öğretim üyesi kadrosundan aldığı güçle geçmişten geleceğe köprü oluşturan güvenilir, saygın, kaliteli ve modern hizmet anlayışı ile ülkemizin önde gelen merkezlerinden biridir.

Hastalarımız için en uygun tedavi süreci ortopedist, radyoloji uzmanı, anestezist ve fizik tedavi uzmanlarından oluşan ekibimiz tarafından tartışılarak planlanmaktadır. Bu da hastalarımızın en güncel ve güvenli tedaviye ulaşmalarını sağlamaktadır.

Türkiye Spor Yaralanmaları Artroskopi ve Diz Cerrahisi Derneği (TUSYAD) , Artroplasti Derneği, Omuz Dirsek Cerrahisi Derneği  ve Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği Derneği (TOTBİD) yönetim kurullarında aktif olarak çalışan öğretim üyesi akademisyen hekimlerimiz, ulusal ve uluslararası sayısız kurs, kongre ve sempozyumda eğitici olarak görev yapmaktadır.

Kas İskelet Hastalıkları Merkezimizde sıklıkla uyguladığımız işlemler:

1. Diz cerrahisi (artroskopik ve açık)

·       Osteoartrit (kireçlenme) li hastalarda kök hücre (BMAC= bone marrow aspirate concentrate) enjeksiyonu

·       Osteoartrit (kireçlenme) li hastalarda tam ve kısmi diz eklem protezleri (artroplastik cerrahi)

·       Revizyon diz protezi cerrahisi

·       Ön çapraz bağ, arka çapraz bağ, yan bağlar ve çoklu bağ yaralanmaları ve menisküslerin artroskopik cerrahisi ve revizyon cerrahisi

·       İleri kıkırdak yenileme teknolojileri (kıkırdak nakli ve kıkırdak çatı matriks uygulamaları)

·       Tekrarlayan patella çıkıkları için kemik ve yumuşak doku cerrahisi

·       Düzeltici kemik ameliyatları (osteotomi)

2. Artroskopik omuz cerrahisi

·       Tekrarlayan omuz çıkıkları (Artroskopik Bankart ve Laterjet)

·       Omuz çevresi kas ve tendon yırtıkları

·       Donmuş omuz

3. Artroskopik ayak bileği cerrahisi

·       Kıkırdak yenileme cerrahisi

·       Kemik ve yumuşak doku sıkışmalarının tedavisi

·       Aşil tendonun endoskopik cerrahisi

4. Kalça artroskopisi

·       Femoro-asetabuler sıkışma cerrahisi

·       Labrum cerrahisi

5. Erişkin Rekonstrüktif Cerrahi

·       Omuz protezleri (anatomik ve ters)

·       Anterior yaklaşımla Kalça protezleri

·       Tam ve kısmi diz protezleri

·       Ayak bileği protezleri

·       Revizyon Protez Cerrahisi

·       Kalça ve diz avasküler nekrozu tedavileri

·       Gecikmiş kalça çıkığı tedavisinde düzeltici kemik ameliyatları

6. Ortopedik Onkoloji

·       İyi ve kötü huylu kemik ve yumuşak doku tümörlerinin cerrahisi

7. Omurga cerrahisi

·       Skolyoz cerrahisi

·       Dejeneratif omurga hastalıkları

·       Disk bozuklukları

·       Dar spinal Kanal

·       Omurga kırık ve tümörleri

8. Ortopedik travma

·       Ekstremite, pelvis ve omurga kırıkları

·       Kas tendon ve yumuşak doku yaralanmaları

·       Kaynamamış kırıklar, şekil bozuklukları ve kötü kaynamaların cerrahisi

·       Kemik ve eklem enfeksiyonları

9. Çocuk ortopedisi

·       Gelişimsel kalça çıkığı

·       Doğuştan meydana gelen şekil bozuklukları, çarpık ayak, O ve x diz

·       Ekstremite Kısalıklarında kemik uzatmaları

·       Perthes hastalığı

·       Spastik (serebral) Paralizi

10. Ayak cerrahisi

·       Hallux valgus (Başparmak şekil bozuklukları) ve Hallux rigidus (Başparmak kireçlenmesi)

·       Ayak şekil bozuklukları ve düz tabanlık

·       Tarsal tünel sendromu

·       Morton nöroması





Spor Yaralanmaları, Artroskopi, Diz ve Kalça Cerrahisi



Kalça Artroplastisi

Total Kalça Protezi

Total kalça protezi, primer ya da sekonder nedenlerle hasar görmüş ve ileri derecede osteoartroz (kireçlenme) gelişmiş bir kalça ekleminin değiştirilmesi için yapılan bir ameliyattır.

 

Total kalça protezi ameliyatı ile ağrısız eklem hareketi sağlamak için aşınmış olan eklem yüzlerinin, metal ve polietilenden imal edilen, özel olarak tasarlanmış parçalar ile kaplanarak yapay bir eklem oluşturulması amaçlanır. İlk kez 1960 lı yılların başında uygulanan kalça protezi, cerrahi teknikler, kullanılan maddeler ve tasarım alanındaki ilerlemeler sayesinde geliştirilerek günümüzde çok daha başarılı bir tedavi yöntemi olmuştur. Dünya genelinde uygulanan yıllık 1 milyondan fazla TKA'nın %90'ı osteoartrit nedeniyle yapılmaktadır. En az 10 yıl takip edilen hasta gruplarında başarı oranlarının %90'ın üzerinde olduğu görülmektedir. Dünya nüfusunun yaşlanması ve artan obezite TKA' ya olan ihtiyacın artacağını göstermektedir.

 

Total kalça protezi kimler için uygundur?

TKA'de hasta seçiminde en önemli endikasyon ağrıdır. Ağrısız olgularda mümkün olduğunca konservatif (cerrahi dışı) tedavi benimsenmelidir. Öncelikli hedefimiz ağrıyı gidermek ve fonksiyonlarda iyileşme sağlamaktır.

Eklemdeki kıkırdak kaybı eklem yüzeylerinin aşınmasına neden olur. Bu da ağrı verir ve hareket kaybına yol açar. Hasta yürümekte ve diğer günlük faaliyetleri yapmakta zorlanır. Kalça protezi ameliyatı, bu ağrıların giderilmesi, hareket kabiliyetinin arttırılması ve gündelik faaliyetlerin daha kolay yapılabilmesi için gerçekleştirilmektedir.

Öncelikle hastanın şikâyetleri dinlenmeli ve iyi bir fizik muayene yapılmalıdır. Bundan sonra eklemin direkt röntgen filmleri istenmelidir. Ayakta çekilen filmler daha çok bilgi verir. Röntgen filmlerinde artrite bağlı pek çok bulgu olur.

Cerrahi tedaviden  önce mutlaka diğer tedavi yöntemleri denenmelidir İstirahat, ilaçlar, fizik tedavi yöntemleri, baston kullanımı ve eklem içi enjeksiyonlar gibi tedavi yöntemleri uygulanmış olmasına rağmen kalça ağrıları kontrol edilemeyen, yürüme, merdiven çıkma gibi günlük yaşam aktiviteleri ileri derecede kısıtlanmış ve eklem kıkırdağında ileri harabiyet olan hastalarda total kalça protezi uygundur. Hastanın 60-80 yaşları arasında olması tercih edilir, ancak travma sonrası gelişmiş artrit, romatoid artrit, osteonekroz ve femur boyun kırıklarının tedavisinde daha erken yaşlarda da protez yapılabilir.

Durumunun kalça protezi gerektirecek kadar ciddi olup olmadığı konusunda nihai kararı verecek kişinin her zaman hasta olduğu unutulmamalıdır. Kalça protezinde, yuvarlak eklem yüzü de dâhil olmak üzere kalça kemiğinin bir kısmı genelde alınmakta ve kalça kemiğinin geri kalan kısmına yeni ve daha küçük bir eklem sabitlenmektedir. Pelvisdeki oyuğun yüzeyi, yeni yuvarlak eklem yüzüyle birleşecek yeni oyuğun yerine oturması için pürüzlendirilir. Kullanılan yeni eklemler kemiğe sabitlenir.

 

Kalça protezinin doğrudan yararları şunlardır:

·  Ağrının tamamen ortadan kalkması

·  Hareket kabiliyetinin artması

·  Şekil bozukluğunun düzelmesi


Bu müdahalenin dolaylı yararları da oldukça önemlidir. Kalça protezi sayesinde yürüme ve işlev becerisi yeniden kazanıldığından, hastanın zindelik durumu ve yaşam kalitesi gelişir.

 

Total kalça protezi nasıl yapılır?

Hastanın durumuna ve isteğine bağlı olarak, genel ya da epidural anestezi uygulanır.

Uygun anestezi yapıldıktan sonra, kalçanın lateral veya posterior kısmından yapılan bir kesi ile kalça eklemine ulaşılır. Eklemi oluşturan iki kemiğin (femur başı ve asetabulum) birbirlerine temas eden yüzlerindeki aşınmış kıkırdak dokusu, ince bir kemik tabakası ile birlikte kesilerek çıkartılır, sonra eklemin her iki yüzeyine  uygun boyutlarda seçilen plastik ve metal komponentlerden oluşan protez parçaları yerleştirilir. Konulan parçaları yerinde tutmak üzere 2 yol mevcuttur. Bunlardan biri polimetimetakrilat adı verilen çimento ile tespittir. Diğeri ise özel hazırlanan ve kemiğin gelişimine uygun olarak kemikle bütünleşen parçalardan oluşan protezlerdir. Bazı çimentosuz implantların yüzeylerinde yeni kemik oluşumunu sağlayabilecek biolojik olarak aktif olan maddeler de bulunmaktadır. İleri yaş ve ileri osteoporozu olanlar dışında günümüzde çimentosuz protezler tercih edilmektedir. Böylece eklem yüzleri, metal ve plastikten yapılmış parçalarla yeniden kaplanmış olur. Ameliyat 1-2 saat arasında sürer. Ameliyat sonrası ağrı kontrolü için sıklıkla epidural (belden yerleştirilen) veya damar yoluyla ilaç veren ağrı pompaları kullanılır. Ertesi gün kalça hareketlerine başlanır ve yardımla ayağa kalkılır. Oda ve koridor içinde rahat yürüyebilir hale geldiğinde hasta taburcu olur.

Total kalça protezi yapılan hastaların %90′ından fazlasında kalça ağrılarında belirgin bir azalma ve yürüme/merdiven inip çıkma gibi günlük yaşam aktivitelerini yapmada belirgin bir iyileşme elde edilir. Kalça ağrısının belirgin olarak düzelmesi ve bağımsız sokağa çıkmak, her hasta için farklı olmakla birlikte 2-3 ay arasındadır. Protez sonrası koşma, sıçrama gerektiren sporlar ve ağır işlerin yapılması uygun değildir, bu tip aktiviteler protezin ömrünü kısaltacaktır. Araba kullanmakta bir mahsur yoktur. Cerrahiden önce bacağınızda var olan eğrilik ve şekil bozuklukları da ameliyat sırasında düzeltilir, bu protezin ömrünü uzatacaktır. Ancak özellikle kilolu hastalarda, bu hareket açıklığı daha azdır. Protez çıkık riskini artırdığı için, protez sonrası yere tam çömelmek veya namaz kılmak tavsiye edilmez.

Total kalça protezini oluşturan eklem yüzeyleri metal, polietilen veya seramik olabilir. Bu implantlar hareket sırasında ortaya çıkan sürtünmeye bağlı olarak zaman içinde aşınır. Aşınma ile ortaya çıkan ve gözle görülmeyecek kadar küçük metal ve plastik parçalarına karşı vücudun cevabı ile protezler tutunduğu kemikten ayrılıp gevşeyebilir. Uygun cerrahi teknik ve modern protez tasarımları kullanılarak yapılan kalça protezlerinin ömrü günümüzde 20-25 yıla kadar uzamıştır. Gevşeyen protezler, çoğu hastada ikinci bir ameliyat ile çıkartılıp yeniden protez yerleştirilebilir, ancak ikinci protezin ömrü, ilki kadar uzun değildir.

 

Ameliyat riskleri - komplikasyonlar

İstisnasız tüm ameliyatlar risk taşımaktadır ve kalça protezi de bunun dışında değildir. Riskler, hastanın genel sağlık durumunuza göre değişmektedir. Total kalça protezi ameliyatından sonra görülen ciddi komplikasyonlar çok düşük oranda ortaya çıkar. Belli başlı riskler şunlardır:

· Enfeksiyon: Total kalça protezinden sonra, enfeksiyon yani protezin iltihaplanması % 0.1 ile %2 arasında görülür. Vücudun başka bir yerinde (ör. İdrar yolunda, dişlerde) enfeksiyon olması, şeker hastalığı, aşırı sigara ve alkol tüketimi ve başka kronik hastalıkların varlığı bu riski artırabilir. Ameliyat öncesinde vücudun başka bir yerinde olabilecek enfeksiyonların tedavisi gereklidir. Ameliyat sırasında koruyucu antibiyotik tedavisi yapılır ve cerrahi sırasında özel önlemler alınarak enfeksiyon riski azaltılır. Protezde enfeksiyon gelişirse, tekrarlayan cerrahiler, protezin çıkartılıp belirli bir süre sonra tekrar yerleştirilmesi gibi işlemler gerekli olabilir.

· Tromboz: En sık görülen sorun, bacaktaki kan akımının yavaşlamasına bağlı olarak toplar damarlarlarda pıhtı oluşmasıdır (derin ven trombozu). Bunu önlemek için cerrahiden sonra kanı sulandıracak ilaçlarla koruyucu tedavi ve varis çorabı giyilmesi uygulanır. Bu tedavi, gerektiğinde 30 güne kadar uzatılabilir. Ameliyat sonrasında erken dönemde kalça hareketi ve yürüyüşlere başlamak ve hareketsiz kalmaktan kaçınmak, bu riski azaltacaktır. Trombozdan şüphelenildiğinde, yapılan tetkiklerin bunu teyit etmesi gerekmektedir. Tedaviye ancak bundan sonra başlanmaktadır.

· Çıkık: En önemli ve sık görülen problemlerden biridir. Genellikle ilk 3 haftada, hastanın istemsiz veya dikkatsizce yaptığı bazı hareketlerden (bacak bacak üstüne atma, yan dönerken yastık koymama, yere çömelme vb.) olmaktadır. Tedavisi, kalça eklemini anestezi altında yerine getirir cihazla tespit etmek veya yeniden ameliyat etmektir.

 

Postoperatif dönem

Hastaların operasyonun ertesi günü yürümelerine, 2. gün tuvalete oturmalarına izin verilir. Dikişler ortalama 15 günde alınır ve sonrasında banyoya izin verilir. Operasyonun ertesi gününden itibaren, hastanın kalça ve diz bükme ve adele güçlendirme egzersizlerine başlanır. Bu egzersizler kalça fonksiyonlarının tamamen kazanılmasına kadar devam eder. Genellikle 6. haftada tüm kalça fonksiyonları geri döner. Kalçada protezin varlığını hastalar 3-6 ay hissedebilirlerse de, yürüme ilk haftadan sonra ağrısızdır .

 

Total Kalça Protezinde (TKP) Direkt Anterior Girişim

Kliniğimizde Total Kalça Protezinde (TKP) Direkt Anterior Girişim rutin olarak uygulanmaktadır.

Direkt Anterior Girişim total kalça artroplastisinde en güncel minimal invaziv girişimlerdendir. Bu teknikte adale vb. yumuşak dokuya hemen hiç zarar verilmeden ve yapışma yerlerinden kaldırılmadan uygulanır. Bu da operasyon sonrası çok erken rehabilitasyona ve işlerine dönmeyi sağlar. Daha az hasar aynı zamanda daha az ağrı ve komplikasyonlara sebep olur. Sıklıkla kullanılan lateral (yan) ve posterior (arkadan) girişlerde kesi ortalama 15cm iken Direkt Anterior Girişimde 10cm kadardır ve kozmetik olarak daha kabul edilebilirdir.

Yumuşak dokuya daha az hasar, en önemli avantaj olarak operasyon sonrası çok daha az (%1in altı) çıkığa neden olur.

 

Direkt Anterior Girişim Avantajları

1. Hastanede daha kısa yatış (Ortalama 2-3 gün) ve daha hızlı rehabilitasyon.

2. Yumuşak dokuya daha az hasar ve sonuç olarak daha az nedbe dokusuyla daha erken iyileşme

3. Daha az kanama, daha kısa cerrahi süresi, ameliyat sonu daha az ağrı

4. Çok daha düşük ameliyat sonrası çıkık riski

5. Posterior ve lateral girişime gore normal hayat ve fonksiyonlara dönüş daha doğal ve daha hızlıdır.

 

Diz Artroplastisi

Total Diz Protezi

Total diz protezi, aşınmış olan eklem yüzlerinin, metal ve polietilenden imal edilen, ağrısız eklem hareketi için tasarlanmış özel parçalar ile kaplanarak yapay bir eklem oluşturulmasıdır. İlk kez 1968 yılında uygulanan diz protezi, cerrahi teknikler, kullanılan maddeler ve tasarım alanındaki ilerlemeler sayesinde geliştirilerek günümüzde çok daha başarılı bir tedavi yöntemi olmuştur.

 

Total diz protezi kimin için uygundur ?

İstirahat, ilaçlar, fizik tedavi yöntemleri, baston kullanımı ve eklem içi enjeksiyonlar gibi tedavi yöntemleri uygulanmış olmasına rağmen diz ağrıları kontrol edilemeyen; yürüme, merdiven çıkma gibi günlük yaşam aktiviteleri ileri derecede kısıtlanmış ve eklem kıkırdağında ileri harabiyet olan hastalarda total diz protezi uygundur. Hastanın 60-80 yaşları arasında olması tercih edilir, ancak romatoid artrit ve osteonekroz gibi bazı özel durumlarda daha erken yaşlarda da protez yapılabilir.

 

Total diz protezi nasıl yapılır?

Uygun anestezi yapıldıktan sonra, dizin önünden yapılan bir kesi ile diz eklemine ulaşılır. Eklemi oluşturan üç kemiğin (femur, tibia ve patella) birbirlerine temas eden yüzlerindeki aşınmış kıkırdak dokusu, ince bir kemik tabakası ile birlikte kesilerek çıkartılır, sonra uygun boyutlarda seçilen protez parçaları, kemik çimentosu (polimetil metakrilat) adı verilen bir dolgu maddesi kullanılarak, hazırlanan kemik yüzeylere tutturulur.

Böylece eklem yüzleri, metal ve plastikten yapılmış parçalarla yeniden kaplanmış olur. Ameliyat 1-2 saat arasında sürer. Ameliyat sonrası ağrı kontrolü için sıklıkla epidural (belden yerleştirilen) veya damar yoluyla ilaç veren ağrı pompaları kullanılır. Ertesi gün diz hareketlerine başlanır ve yardımla ayağa kalkılır. Oda ve koridor içinde rahat yürüyebilir hale geldiğinde hasta taburcu olur (genellikle 15 gün).

Total diz protezi yapılan hastaların %90'ından fazlasında diz ağrılarında belirgin bir azalma ve yürüme/merdiven inip çıkma gibi günlük yaşam aktivitelerini yapmada belirgin bir iyileşme elde edilir. Diz ağrısının belirgin olarak düzelmesi ve bağımsız sokağa çıkmak, her hasta için farklı olmakla birlikte 4 ila 8 hafta arasındadır. Protez sonrası koşma, sıçrama gerektiren sporlar ve ağır işlerin yapılması uygun değildir, bu tip aktiviteler protezin ömrünü kısaltacaktır. Araba kullanmakta bir mahsur yoktur.

Cerrahiden önce bacağınızda var olan eğrilik ve şekil bozuklukları da ameliyat sırasında düzeltilir, bu protezin ömrünü uzatacaktır. Ancak özellikle kilolu hastalarda, bu hareket açıklığı daha azdır. Ortalama hareket açıklığı 115 derece civarındadır, bu nedenle protez sonrası yere tam çömelmek veya namaz kılmak sıklıkla mümkün değildir. Son yıllarda, diz hareket açıklığını artıran teknikler ve tasarımlar uygulanıyor olsa da, hastaların ayaklarını altlarına alıp oturmaları protezin uzun süreli sağ kalımı açısından sakıncalı olabilir.

Total diz protezini oluşturan metal ve plastik parçalar, hareket sırasında ortaya çıkan sürtünmeye bağlı olarak zaman içinde aşınır. Aşınma ile ortaya çıkan ve gözle görülmeyecek kadar küçük metal ve plastik parçalarına karşı vücudun cevabı ile protezler tutunduğu kemikten ayrılıp gevşeyebilir. Uygun cerrahi teknik ve modern protez tasarımları kullanılarak yapılan diz protezlerinin ömrü günümüzde 15-20 yıla kadar uzamıştır. Gevşeyen protezler, çoğu hastada ikinci bir ameliyat ile çıkartılıp yeniden protez yerleştirilebilir, ancak ikinci protezin ömrü, ilki kadar uzun değildir.

 

Komplikasyonlar

Total diz protezi ameliyatından sonra görülen ciddi komplikasyonlar çok düşük oranda ortaya çıkar. En sık görülen sorun, bacaktaki kan akımının yavaşlamasına bağlı olarak toplar damarlarlarda pıhtı oluşmasıdır (derin ven trombozu). Bunu önlemek için cerrahiden sonra kanı sulandıracak ilaçlarla koruyucu tedavi uygulanır. Bu tedavi, gerektiğinde 20 güne kadar uzatılabilir. Ameliyat sonrasında erken dönemde diz hareketi ve yürüyüşlere başlamak ve hareketsiz kalmaktan kaçınmak, bu riski azaltacaktır.

Total diz protezinden sonra, enfeksiyon yani protezin iltihaplanması % 0.1 ile %2 arasında görülür. Vücudun başka bir yerinde (ör. İdrar yolunda, dişlerde) enfeksiyon olması, şeker hastalığı ve başka kronik hastalıkların varlığı bu riski artırabilir. Ameliyat öncesinde vücudun başka bir yerinde olabilecek enfeksiyonların tedavisi gereklidir. Ameliyat sırasında koruyucu antibiyotik tedavisi yapılır ve cerrahi sırasında özel önlemler alınarak enfeksiyon riski azaltılır. Protezde enfeksiyon gelişirse, tekrarlayan cerrahiler, protezin çıkartılıp belirli bir süre sonra tekrar yerleştirilmesi gibi işlemler gerekli olabilir.

Yukarıda sayılanların dışında, yara iyileşmesi sorunları, damar veya sinir yaralanmaları, protezin bazı parçalarının yerinden çıkması, protez çevresi kırıklar, protezin kendisinde kırıklar gibi komplikasyonlar görülebilir, ancak bunlar çok nadirdir.

 

Parsiyel (Yarım) Diz Artroplastisi

Parsiyel Diz Protezi, dizdeki sınırlı alanın bir artroplastiyle rekonstrüksiyonundan ibarettir. Sıklıkla da problemin ilk başladığı iç (medial) eklem değiştirilir ve buna unikondiler ya da unikompartmental diz protezi denir. Unikondiler diz artroplastisinde normal ligamentöz, kemik ve kıkırdak yapılar sağlam bırakılırken yalnızca hasarlı eklem yüzeyi değiştirilmektedir. Bu nedenle ligamanların sağlam ve diz hareketinin yeterli olması gerekmektedir. Medial unikondiler diz artroplastisinin en sık endikasyonu dizin iç ve önündeki aşınmadır. Dizin fokal, spontan osteonekrozu ve posttravmatik osteoartriti de diğer endüksiyonlardandır. Bu hastalarda genel olarak Ön Çapraz Bağ sağlam ve iç yan bağ normal uzunluktadır. Total diz artroplastisinde olduğu gibi, unikondiler diz protezi uygulaması için de hastanın eklem protezini gerektirecek düzeyde ağrısının ve fonksiyonel kısıtlılığının olması gerekmektedir.

 

Bazen iç eklem aralığıyla birlikte veya tek başına diz kapağı (patellofemoral eklem) de işin içine yoğun oranda katıldığında patellofemoral artroplasti tek başına veya medialunikondiler protezle birlikte uygulanır.

Bu operasyon sıklıkla 50 yaş üzeri hastalarda uygulanır. (Şekil 1 ve 2: Ameliyat öncesi ve sonrası röntgen)

Bu tip bir cerrahi eklemdeki tüm yumuşak dokuları sağlam bıraktığı için komplikasyon oranı düşük, erken ve tama yakın hareketi sağlayan hastaların çok fayda gördüğü bir cerrahi metoddur. Fakat  o derecede teknik cerrahi deneyim gerektiren özel eğitim sonrası uygulanması gereken bir operasyondur.Aynı zamanda artroplastinin bir nevi son noktası olan tam (total) diz protezine gidiş sürecini de anlamlı derecede uzatır.


Artroplasti Ekibi

Prof. Dr. İbrahim Tuncay

Prof. Dr. Nurzat Elmalı

Doç. Dr. Fatih Küçükdurmaz

Yrd. Doç. Dr. Fatih Yıldız

 

Sağlıklı olmanın ilk koşulu spor yapmaktır. Spor yapmanın yaşı yoktur. Spor herkes içindir; yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun, insanların kendilerini iyi ve sağlıklı hissetmesi için iyi bir yoldur. Düzenli spor faaliyeti ister üst seviyede yarışarak ister parkta yürüyerek yapılsın, daha iyi bir yaşam kalitesi oluşturma ve sağlığı geliştirme açısından çok yararlıdır. Haftada en az 3-4 kere fizyolojik sınırlarımızı aşmadan spor yapmak şart! 

Ancak  genç yaştan itibaren çekişmeli ve rekabete dayalı müsabakaların giderek artması buna karşılık zayıf kas ve kemik yapısı, bazı kas gruplarını aşırı zorlamak, spor sırasındaki ani rotasyonel hareketler, anatomik bozukluk, daha önce geçirilen yaralanmalar ve ameliyatlar, psikolojik sorunlar, yaş ve cinsiyet gibi kişisel nedenlerin yanısıra antrenmansız olmak, kötü malzeme, spor kurallarına uyulmaması, elverişsiz zemin ve kötü hava koşulları gibi çevresel etkenler spor yaralanmasına zemin oluşturur.

Sporcuların en sık yaşadığı sakatlıkların başında diz sakatlıkları gelmektedir. Özellikle Futbol, basketbol, tenis gibi sporlarda diz sakatlıkları daha sık görülmektedir. Koşarken aniden durma, yana dönme, pivot hareketleri, zıplayıp yere düşmeler ve ani dönüşler sonucu sakatlık oluşabilir. Sporcuların diz bölümünde en sık yüzde 20 oranında ön çapraz bağ, yüzde 10 oranında iç menisküs, yüzde 8 oranında iç yan bağ ve yüzde 4 oranında da dış menisküs yaralanmalarını görüyoruz.             

Menisküs ya da kıkırdak sorunlarında kişi ağrıdan şikâyetçidir. Aktivite ya da idman, koşu, diz bükme, merdiven tırmanma ve squad egzersizleri ile ağrı artar. Diz büküldüğünde dizden ses gelebilir. Uzun süre aynı pozisyonda oturma ya da ayakta durma bacakta rahatsızlığa neden olur ve ilk hareket ağrılı olur. Diz şişebilir ve rahatsızlık verir. Dizde takılma, kilitlenme olabilir. Çapraz bağ yaralanmasında ise kişi, spor sırasında dizinde aniden bir şeyin koptuğunu farkeder ve hızla dizinde şişlik meydana gelir. Daha sonra dizinde güvensizlik hissi öne çıkar.  Bu tür sakatlanmalar tedavi dilmediği takdirde ciddi sorunlar doğurabilir. ​

Bu bölüm spor yaralanmaları sonucu özellikle dizlerde oluşan kıkırdak, bağ ve menüsküs lezyonlarının tedavileri yanında, ayak bileği ve kalça eklemini ilgilendiren sorunlar ve kas- tendon yaralanmalarının tedavileri ile  ilgilenir.

 

En sık görülen spor yaralanmaları:

Kas - tendon yaralanmaları; kas liflerinde yırtılmalar ve tendon kopmaları (aşil tendon kopmaları, omuz rotator manşet yırtıkları, quadriseps tendon yırtıkları, kasıkta tendon kopmaları, hamstring adale yırtıkları)

Bağ (ligaman) ve menüsküs yaralanmaları; Eklemlerde burkulma ve dönmeler sonucunda bağlarda gerilme, esneme ve kopmalar (ayak bileği bağ yaralanmaları, dizde iç yan bağ, dış yan bağ, ön ve arka çapraz bağ yaralanmaları, iç veya dış menisküs yaralanmaları)

Kıkırdak yaralanmaları; Sıklık sırasına göre diz, dirsek, omuz ve kalça eklemi kıkırdak yaralanmalarıdır. 

• Artroskopik cerrahi;

Artro eklem, skopi ise bakmak demektir. Artroskopi ekleme bakmak anlamında kullanılır. Artroskopik cerrahi, eklemi ilgilendiren hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılan minimal invaziv bir yöntemdir. 

Artroskopi işlemi ile bir santimetreden küçük kesiler kullanılarak, kalem boyunda optik bir sistem (artroskop) ve küçük bir kamera yardımıyla eklem içi görüntülenir. Görüntüyü sağlamak için eklemin içi bir sıvı kullanılarak şişirilir, işlem sonunda bu sıvı boşaltılır. Ameliyat sırasında, eklem içindeki yapılar 4-6 kez büyütülerek görüntü sağlanır, böylece ayrıntılı bir tanı imkânı vardır. Artroskopi ile saptanan kıkırdak, bağ ve menüsküs yaralanmaları gibi problemlerin tedavileri günümüzde gelişen teknoloji ve özel aletler sayesinde aynı seansta yine aynı küçük kesilerden yerleştirilen mekanik, motorlu traşlayıcılar veya radyofrekans aletleri ile sağlanmaktadır. 

Artroskopi ameliyatı sadece artroskopi yapılacak bacak uyuşturularak yapılabileceği gibi belden aşağısı uyuşturularak ya da hasta tamamen uyutularak ta yapılabilir. Ameliyat süresi hastanın dizindeki problemlerin ciddiyetine göre 30-60 dakika arasındadır. 

Artroskopik cerrahinin asıl yararı ameliyattan sonra görülür. Artroskopik ameliyatlar kapalı ameliyatlar olarakta adlandırılırlar. Tekniğin, klasik ameliyatlara göre üstünlüğü eklemin açılmamasından ileri gelmektedir. Eklem açılmadığı için fizik tedavi ve rehabilitasyona daha erken başlanır ve daha kolay olur. Hastaların ameliyat sonrası ağrısı, açık cerrahi girişimlere göre çok daha azdır. Böylelikle hasta daha çabuk iyileşir, aktif yaşamına daha erken döner. Özellikle sporcuların spora erken dönebilmeleri büyük avantajdır. Artroskopik cerrahi ile yapılan çoğu girişimlerde (menisküs, kıkırdak veya çapraz bağ cerrahisi) hastalar genellikle ertesi gün taburcu olur. Artroskopik girişim sonrası dizlik ya da dışarıdan bir tespit uygulanmaz. Basit bir menisküs yırtığının artroskopik yöntemle tedavisi sonrasında iyileşme hızlıdır. Pek çok hasta aynı gün içerisinde ayağa kalkıp artroskopi yapılan bacağı üzerine yük vererek yürüyebilir. Birinci haftadan sonra ev dışında kısa yürüyüşler yapabilir, üçüncü haftadan sonra ise normal günlük yaşamına dönebilir. Kıkırdak onarım işlemi yada menüsküs tamiri uygulanmışsa 3-4 hafta koltuk değneği kullandırılarak ameliyatlı bacağa tam yük vermekten kaçınmak gerekebilir.

 

Artroskopik cerrahi en sık diz eklemi olmak üzere omuz, kalça, ayak bileği, dirsek, el bileği eklemini ilgilendiren hastalıkların tedavisinde yaygın kullanım alanı bulmuştur.  

 

Merkezimizde yapılabilen artroskopik girişimler;

o  Diz Eklemi Hastalıklarında Artroskopi

Diz artroskopisi; ortopedik cerrahiler içerisinde günümüzde en sık yapılanıdır. Artroskopik cerrahi, diz ekleminde sıklıkla menisküs yırtıklarında, kıkırdak hasarında ve ön çapraz bağ yaralanmalarında kullanılır.  Yırtık menisküs parçalarının çıkarılması veya onarımı Ön ve arka çapraz bağ tamirleri, Kıkırdak sorunları için mikrokırık, mozikplasti (kıkırdak transferi) veya kıkırdak nakli, kıkırdaktan parça ayrılmaları veya eklem farelerinin çıkarılması, diz eklemini ilgilendiren kırıklar, patella (diz kapağı) dizilim bozukluğunun düzeltilmesi, diz kapağı çıkıklarının tedavisi, hastalıklı eklem zarının çıkartılması (sinovektomi), kaza, hastalık veya cerrahi sonrası meydana gelen hareket kısıtlılıklarının açılması, eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması, eklem içi biyopsiler gibi işlemler artroskopik girişimle yapılabilir. 

 

o  Kalça Eklemi Hastalıklarında Artroskopi 

Artroskopik cerrahi, kalça eklem çatısında bulunan dokudaki (labrum) yırtıklarının çıkarılması veya tamiri, cam (tümsek) ve pincer (kıskaç) tipi kalça eklemi sıkışma sendromu ve kıkırdak yaralanmalarında uygulanır. 

 

o  Ayak bileği Hastalıklarında Artroskopi

Artroskopik cerrahi özellikle kıkırdak lezyonlarında sık uygulanmaktadır. Lezyonun boyutu ve derinliğine göre mikrokırık ve diğer kıkırdak tamir yöntemleri (mozaikplasti, skafold hücresiz veya otolog (kişinin kendisinden) kıkırdak nakli) uygulanmaktadır. Ayrıca burkulma sonrası meydana gelen yumuşak doku sıkışmaları, eklem içi biyopsiler ve sinovyal zarın çıkartılması, eklemi ilgilendiren bazı kırıklar artroskopi yardımı ile tedavi edilebilir. 

 

o  Omuz Eklemi Hastalıklarında Artroskopi

Artroskopik cerrahi omuz ekleminde sıklıkla omuz sıkışma sendromu ve tekrarlayan omuz çıkıklarında ve kıkırdak hasarlarında kullanılır. Rotator manşet tamiri,  SLAP cerrahi tedavisi omuz artroskopisi ile sık yapılan girişimlerdir. Özellikle artroskopik yapılan omuz ameliyatları, ameliyat sonrası rehabilitasyon gereksinimini ve normal yaşama dönme süresini belirgin oranda azaltmaktadır. Artroskopi dışı yöntemlerle de aşil tendon tamiri, osteitis pubis cerrahisi, patella oryantasyon osteotomileri (Fulkerson), tendon tamirleri, spor yaralanmaları sırasında oluşan tüm kırıklar cerrahi olarak tedavi edilebilmektedir. 

 

Bezmialem Üniversitesi bünyesinde Eyüp Yerleşkesinde 1100 metrekare alanda kurulan Sporcu Sağlığı Merkezimiz profesyonel kadrosuyla her türlü sakatlanma ve yaralanmaya karşı hizmet vermektedir. Merkezimizde sporcunun ameliyat sonrası rehabilitasyonu, sağlıklı iyileşmesi, tekrar spora dönmesi ve yeni sakatlıklardan korunması için dünyanın en ileri teknolojileriyle donatılmış aletlerin bulunduğu sporcu sağlığı merkezimizde Ortopedist, Spor hekimi ve Fizik Tedavi-Rehabilitasyon ekiplerince ortak bir çalışma uygulanmaktadır.

  ​

Diz Eklemi Kıkırdak Yaralanmaları

Eklem Kıkırdağı Nedir? 

Eklem kıkırdağı, eklemleri oluşturan kemiklerin uçlarını örten düzgün, kaygan ve parlak yüzeyli bir dokudur. Sağlıklı eklem kıkırdağı önemsenmeyecek bir sürtünme ile kemiklerin birbiri üzerinde kaymasını sağlayarak hareket etmemizi kolaylaştırır. 

Hareketli eklemlerdeki hyalen kıkırdak, kollajen ve proteoglikanları içeren proteinlerden ve toplam kıkırdak kütlesinin %1 ini oluşturan kıkırdak hücrelerinden (kondrositler) meydana gelir. Sadece 3-5 mm. kalınlığındaki diz eklem kıkırdağı benzersiz mükemmel iç organizasyonu sayesinde koşma, yürüme, merdiven inme çıkma gibi eklemde yük taşıyacak günlük aktiviteleri ağrı hissetmeden yapmamızı sağlar. 

 

Eklem Kıkırdak Hasarı /Yaralanması

Diz eklemi kıkırdak hasarı oldukça yaygın bir problemdir. Eklem kıkırdağı hasarlandığında eklem yüzeyi artık düz ve kaygan olma özelliğini kaybeder ve hasarlı yüzeylerdeki sürtünmeye bağlı dizde ağrı ve şişlik gibi belirtiler ortaya çıkar. Belirtiler merdiven inme gibi yüklenmenin arttığı durumlarda veya sporla artar. Vücuttaki diğer dokular yaralanmaya karşı mükemmel bir onarım yanıtı oluşturmasına ve kendini yenilemesine karşılık  damar ve sinir uçlarından yoksun olan eklem kıkırdağı hasarlandığında iyileşme kapasitesi çok sınırlıdır ve kendini yenileyemez. Oluşan problemin kendi kendine düzelmesi çok güçtür. Kıkırdakta iyileşme cevabını oluşturmak için mutlaka cerrahi müdahaleler gereklidir.  ​

Genç bireylerde, özellikle spor sırasında darbelere bağlı meydana gelen kıkırdak yaralanmaları genellikle bölgeseldir. Bu gibi durumlarda eklem kıkırdağının sadece bir bölümü hasarlı ve geri kalanı sağlam olduğu için kıkırdak yenileyici tedaviler yapılabilir. Eklem kıkırdağını yeniden oluşturma ağrının azalmasını ve daha iyi fonksiyon kazanmayı sağlar. En önemlisi iyi tedavi edildiğinde ileriye dönük yaygın eklem bozukluğunun oluşması (osteoartrit=kireçlenme) önlenir veya geciktirilir. 

Tanıda en değerli yöntem artroskopidir. Kıkırdak hasarının varlığını gözle görebilme imkanı veren bu yöntemle tedavi yöntemini seçmede de önemli olan lezyonun lokalizasyonu, sınırları, boyutları, derinliği gibi tüm özellikleri belirlenebilir. 

Kıkırdak lezyonlarının tedavisinde temel amaç, hiç kuşkusuz yeni oluşan kıkırdak yüzeyin tamamen veya tama yakın oranda hyalin kıkırdaktan oluşmasıdır. Hasarlanan kıkırdağın orijinal hyalen kıkırdakla yenilenmesi için cerrahi teknikler hala geliştirilmeye devam etmektedir. Ancak bugün için uygulanan tedavilerin hiçbirinde orijinal hyalen kıkırdak oluşumu sağlanamamıştır. 

Eklem kıkırdak lezyonlarının tedavisi, problemin büyüklüğü ve özelliklerine göre basit uygulamalardan baslayıp karmasık yöntemlere kadar uzanan bir yelpazeden olusur ve buna baglı olarak da sonuçlar farklılık gösterir. Uygun tedavi seçenegini belirlemede defektin lokalizasyonu, büyüklüğü, şekli ve derinliği yanında hastanın yaşı, kilosu, ve fiziksel aktivite beklentisi önemli etkendir. 

Genel olarak artroskopi ile saptanan lezyonun büyüklüğünün 2.5 cm.den küçük olduğu defektlerde mikrokırık (kemik iliğini uyarıcı yöntem) veya mozaikplasti (diz ekleminde minimal yük taşıyan yüzeyden alınan kıkırdağın, yük taşıyan yüzeydeki hasarlı kıkırdak bölgesine nakli) işlemi uygulanırken 2.5 cm.den büyük kıkırdak defektlerinde hücresiz çatı örtüleri, hücre (kondrosit) kültürü ve transplantasyonu veya kadavradan kıkırdak nakli ile tamir dokusundaki hyalin kıkırdak oranının arttırılması amaçlanmaktadır. 

Artroskopik olarak uygulanan mikrokırık yönteminde kemikiliği uyarımı ile hasarlı bölgede  toplanan pıhtı içerisindeki büyüme faktörleri ve kök hücreleri yardımı ile kıkırdak oluşumu amaçlanır. Küçük lezyonlarda ve düşük aktivite beklentili hastalarda tercih edilir.

Mozaikplasti yönteminde yük taşımayan veya minimal yük taşıyan bölgeden kemikle birlikte alınan kıkırdak greftler yük taşıyan bölgedeki hasarlı kıkırdak bölgeye nakledilir. Aktif kişilerde küçük ve  derin kıkırdak lezyonlarında tercih edilir.   

Hücresiz örtü uygulamasında mikrokırık oluşturduktan sonra oluşan pıhtı içerisindeki büyüme faktörlerinin hasarlı bölgede toplanması amaçlanır. Geniş kıkırdak lezyonlarında uygulanabilir.

Hücre kültürü ve transplantasyonu yönteminde yük taşımayan kıkırdak dokudan biyopsi ile alınan küçük kıkırdak dokudaki hücreler 3-6 hafta süresince laboratuarda çoğaltıldıktan sonra bir örtü içerisinde yük taşıyan bölgedeki hasarlı kıkırdak dokuya uygulanır. Aktif, yüksek beklentili kişilerdeki geniş kıkırdak defektlerinde tercih edilir.

Kıkırdak lezyonunun tedavisinde seçilen tedavi yöntemi ne olursa olsun başarı için kondral lezyona neden olan yada eşlik eden dizilim kusurları, bağ ve menisküs sorunları tanımlananarak mutlaka tedavi edilmelidir. Cerrahi sonrası iyileşmenin daha iyi olabilmesi açısından, erken hareket ve yapılan işleme göre 4-8 hafta yük vermeme prensibine uyulmalıdır.

Tüm bu yöntemler 55 yaşın altında, vücut kitle indeksi 35 in altında, sigara içmeyen, bölgesel kıkırdak sorunu olan aktif kişilerde uygulanır.  Genç–orta yaşlı kişilerde saptanan bu bölgesel kıkırdak hasarı tedavi edilmezse zamanla ilerleyerek eklemde yaygın aşınmaya (osteoartrit=kireçlenme) neden olarak tüm eklemi bozmaktadır. Oluşan bu yaygın aşınmanın geriye dönüşü yoktur. Osteoartrit için günümüzde bilinen ve kıkırdağı yenileyen bir tedavi yöntemi yoktur. Osteoartrit geliştiğinde önce ilaç tedavisi daha sonra cerrahi tedavi (osteotomi veya artroplasti) gerektirir.

 

Kalça Artroskopisi

Kalça çevresi ve bu bölgenin sorunları, toplumda aktif yaşamın ön plana çıkması nedeni ile önem kazanmıştır. Eklemin tıbbi görüntülenmesi –artroskopi adı verilen bir tetkik yöntemi– bir eklemin içerisindeki ağrıları ve hastalıkları en az invazyonla teşhis ve tedavi edebilmek için tüm dünyada birkaç yıldır başarıyla uygulanmaktadır. Özellikle kalça artroskopisi bu süreçte büyük önem kazanmış durumda.  Kalça eklemi içindeki bir çok problem artroskopi ile tedavi edilebilir. Genellikle artroskopi öncesinde ameliyat-dışı bazı tedaviler uygulanır. Bunlar istirahat, fizik tedavi, ilaçlar veya kalça eklemi içine yapılan iğnelerdir. Bu tedavi yöntemlerinin başarısız olması durumunda kalça içindeki problemin giderilmesi için artroskopi gerekli olabilir. 

Kalça artroskopisi diğer eklemlerden farklı olarak, eklemin daha derinde olması, eklem kapsülünün daha kalın olması ve artroskopik aletlerin hareket sahasının kısıtlı olması nedeni ile teknik olarak zordur ve tecrübe gerektirir. Tüm bu kısıtlamalar nedeni ile diz, ayakbileği ve omuz artroskopilerine göre daha yavaş gelişme göstermiştir. Eklem anatomisinin daha iyi anlaşılması, yeni cerrahi aletlerin geliştirilmesi ve deneyimlerin artması sonucu son yıllarda kalça artroskopisi daha kolay ve etkin uygulanabilir hale gelmiştir. 

 

İnsanın en büyük küresel eklemi 

Kalça eklemi asetabulumdan (leğen kemiğinin yuva kısmı) ve uyluk kemiğinin başından oluşur. Her ikisi birden, bir tür tampon görevi yapan ve kemiklerin birbiri üzerinde pürüzsüz bir şekilde kaymasına imkan veren bir kıkırdak tabakasıyla kaplıdır. Ayrıca, diz eklemindeki menüsküse benzer bir şekilde, taşıyıcı yüzeyi genişletmek ve kuvvet aktarımını güçlendirmek üzere, labrum dokusu adeta bir tecrit contası gibi leğen kenarını kaplar. Bu doku hasar gördüyse, düzenli spor yapmak gibi sürekli ve sabit yüklenme sonucunda bir artroz meydana gelebilir. Eklemin daha fazla hasar görmesini önlemek ve sağlıklı bir fonksiyonu tekrar eski haline getir- mek için, oluşan yaralanmanın bir bakımı kaçınılmazdır. Kalçanın artroskopisi bu konuda yardımcı olabilir. 

 

Kalça artroskopisi: Genç insanlar için de bir alternatif 

Özellikle 50 yaşından büyük kişiler, henüz sportif olarak faal oldukları ve birçok bakımdan da hayatın içinde olduklarından, kalça artroskopisinden yararlanabilirler. 

Kalça artroskopisi klasik diğer eklem artroskopilerinden farklı olarak kalça eklemi mesafesinin açılması için "traksiyon masası" ve "skopi" kullanılmasını gerektirir. Hasta öncelikli olarak traksiyon masasına alınarak operasyon yapılacak bacağa kontrollü çekme uygulanılması ile kalça eklemi 1 cm kadar aralanır. Sonra skopi denilen ekranda anında görüntü veren röntgen cihazı yardımıyla diğer eklem artroskopilerinde olduğu gibi  küçük bir delikten eklem içine kamera yerleştirilerek, görüntü monitöre aktarılır. Takiben açılan bir veya birkaç küçük delikten eklem içine sokulan değişik cerrahi aletleri kullanarak, hem kalça ekleminin içini muayene edilir hem de gerekli tedavi yapılır. Artroskopik cerrahide kullanılan cerrahi aletler kalem ucu büyüklüğündedir. Artroskobik cerrahi sırasında eklem içi yapıları çok yakın ve büyütülmüş olarak görülür. Bu sayede hastalıklı dokular çok daha iyi teşhis ve tedavi edilebilirler. Kalça artroskopisi yapılırken; artropump  (ekleme verilen sıvı basıncını otomatik ayarlayan bir cihaz), yardımıyla işlem sırasında özel olarak imal edilmiş uzun el aletleri, motorlu traşlayıcı ve elektrotermal kesici ve sıkılaştırıcı aletler kullanılır. Daha sonra traksiyon sonlandırılıp bu kez eklemin çevresi ve femur baş-boyun bölgesindeki hastalıklara girişim uygulanır. Cerrahi süre yapılacak olan işlemin zorluğuna göre 45 dakika ile 2 saat arasında değişebilir.

Artroskopik cerrahide çevre dokulara zarar vermeden ve yaralamadan direkt eklem içine girilmesine ve sadece hasta olan dokulara müdahale edilmesine olanak sağlar. Böylece ameliyat sonrası eklem hareketleri ağrısız ve rahattır. Hastaların iyileşmesi artroskopik cerrahide açık cerrahiden daha çabuk olmaktadır. Özellikle genç ve orta yaşlı sportif insanlar kalça artroskopisinden istifade ederler. Bu kişilerde kalça müdahalesi gerekli olmasına rağmen spor hayatına çok çabuk dönülmesi gerektiğinden büyük kesili ameliyatlar uygulanmaz ve bu yüzden artroskopi uygun bir seçenektir. 

Ameliyat sonrası genellikle 2-3 hafta süreyle koltuk değneği kullanılır. Eğer kıkırdak yenileyici bir işlem yapılmış ise 6-8 hafta süreyle koltuk değneği kullanmak ve bacağa yük vermemek gerekli olur. Ameliyattan sonraki erken dönemde fizik tedavi başlar ve 12. haftaya kadar değişik aşamalarla devam eder. Ameliyatın başarısı için uygun bir fizyoterapi programı uygulanması en az ameliyatın kendisi kadar önemlidir.  

Ganz ve ark., yakın zamanda yaptıkları çalışmalarda femur başı ve asetabulum arasındaki uyumsuzluğun labrum ve eklem kıkırdağı hasarı yaparak dejeneratif artriti başlatabileceğini göstermiş, femoroasetabuler sıkışma (FAS) adını verdikleri bu klinik durum için morfoloji temelli sınıflama geliştirmişlerdir. 

Anormal morfolojinin oluşturduğu yumuşak doku hasarları kalça ekleminde özellikle kasıkta tipik bir ağrıya neden olur. Hastalar ya genç, aktif ve spor yapan erkek veya orta yaş kadınlardır. Başlangıcın sinsi ve yakınmalarında aralıklı olması tanı gecikmesine neden olur. Bu klinik durumun bilinmesi ve erken tanınması "eklem koruyucu" tedavilerin geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Bir endoprotez implante edilmesi, genellikle bedensel hareket kabiliyetinin kısıtlanmasını beraberinde getirdiği için, bu durumda erken olacaktır.

Son yıllarda giderek daha fazla uygulanan kalça artroskopisi, teknik zorluklarına ve özel deneyim gerektirmesine rağmen bu hastalığın tanı ve tedavisinde yeni bir çığır açmıştır.

    

Kalça artrokopisi ile tedavi edilebilen durumlar;

• Kalça eklemi yuvasının aşırı derin olması veya femur baş/boyun bölgesinin yuvarlaklığının bozularak tümsek haline gelmesi şeklinde görülen kalça ekleminin sıkışma (femoroasetabuler sıkışma) sendromunda artroskopik burr dediğimiz özel motorize törpülerle çıkıntılı bölge törpülenerek çıkarılır.  Aynı zamanda oluşabilen asetabuler labrum (kalçanın menüsküsü) yırtıklarında kalça artroskopisi ile yırtık tipi saptanır. Dikilebilecek  tipteki yırtıklardan genç hastalarda dikiş materyalleri geçirilerek özel kemik çapaları kullanılarak kemikten ayrıldığı bölgeye tutturulur. İleri yaş hastalardaki dejenaratif yırtıklar ya da küçük ve dikilmeyi gerektirmeyen yırtıklar artroskopik mini doku traşlayıcıları ve radyofrekans cihazı yardımı ile düzenlenir.

• Kalça eklemi gelişim yetersizliğinde veya femoroasetabular sıkışma sendromun da olduğu gibi kalça eklemi çevresindeki kıkırdakta hasar meydana geldiğinde, kıkırdaktaki hasara göre kıkırdağın hasarlı bölümünün çıkarılması, mikrokırık yöntemi ile kıkırdak kaybı olan alandaki kemikte küçük delikler açılarak kanlanmanın sağlanması veya kök hücre, kıkırdak hücre nakline uygun olgularda hastadan üretim için kıkırdak hücre alınması işlemleri uygulanabilir.

•  Kalça eklemi enfeksiyonlarında yıkama ve drenaj için, 

•     Nedeni belli olmayan kalça ve kasık ağrıları çeken, asetabulum veya femur (uyluk kemiği) başı yaralanmaları olan tüm hastalar için teşhis ve tedavi aracı olarak. 

•     Kalça eklemi kaynaklı olduğu kanıtlanmış fakat klinik ve radyolojik olarak nedeni aydınlatılamayan belirsiz kalça ağrılarında tanı ve tedavi amacıyla,

•     Kalça eklemi içi serbest parçaların varlığında ve sinovit durumlarında artroskopi ile bu serbest kemik kıkırdak parçaların çıkarılması ve kalça sinovyasının temizlenmesi açık ameliyata göre daha kolay yapılmaktadır.Kalça artroskopisinin yapılabilmesi için, bir röntgen görüntüsünde hala görülebilen bir eklem aralığının seçilebilir durumda olması gerekiyor. Eğer bir eklem aralığı tespit edilemiyorsa, genellikle artroz çok fazla ilerlemiş demektir bu durumda yapılacak işlemlerle hastanın ağrılardan kurtulmasını sağlamak pek mümkün değil. O zaman bir endoprotez daha uygun bir seçenektir. Çok aşırı kilo ya da romatoid artrit de bu tedaviye kontra endikasyon (engel) oluşturur. Bu nedenle tedaviden önce daima ayrıntılı bir tet- kik gerçekleştirilir. Artroskopi tedavisinin başarısını ancak bu şekilde önceden tahmin edebiliriz. 

Ancak kalça eklemini açmak için bacak gerdirileceği için nadiren özellikle çok uzayan vakalarda sinir gerilmeleri ve geçici uyuşukluklar görülebilir. Enfeksiyon riski ve toplardamar içinde pıhtı oluşma olasılığı oldukça azdır.


Ön Çapraz Bağ Yaralanması

Her yaştan spor yapan insan sayısının hızla artması nedeniyle diz bağ yaralanma sıklığı da giderek artmaktadır. Diz ekleminin stabilitesini sağlayan 4 önemli bağ (ön çapraz, arka çapraz, iç yan ve dış yan bağlar)  mevcuttur.  Bu bağlar uyluk kemiği (femur) ile bacak kemiği (tibia) ni birbirine bağlar ve dizin ön-arka ve yanlara stabilitesini sağlarlar.  

Ön çapraz bag (ÖÇB) diz ekleminin içinde ve ortasında yer alan ve birbirini çaprazlayan iki bağdan (ön ve arka çapraz bağlar) biridir. Bacak kemiğinin uyluk kemiğine göre anormal bir şekilde öne doğru yer değiştirmesini engelleyen en önemli yapıdır. Bağın ortalama uzunluğu 38mm, çapı ise 11 mm dir. Ön çapraz bağın kopması dizde en sık görülen ciddi bağ yaralanmasıdır. 

Arka çapraz bağ (AÇB) dizin arkaya yer değiştirmesini önleyen en önemli bağdır. Ön çapraz bağın yaklaşık 2 katı kalınlığında bir bağ olduğundan spor yaralanmasından çok araç içi trafik kazalarında veya dize gelen çok ciddi travmalarda yaralanır. Medial kollateral ligament veya iç yan bağ (İYB) dizin iç yana sıkılığını sağlar özellikle kayakçılarda en sık yaralanan yapıdır. Lateral kollateral ligament veya dış yan bağ (DYB) ise dizin dış yana kaymasını engelleyen en önemli yapıdır. 

Ön çapraz bağ sıklıkla sportif bir aktivite sonucu kopar. En sık rastladığımız yaralanma şekli futbol, basketbol gibi yüksek tempolu sporlarda genellikle sabit ayak üzerinde vücudun ani dönme hareketi sırasında meydana gelir ve genellikle bir darbe veya temas söz konusu olmayabilir. Özellikle çivili futbol ayakkabılarının zemine saplanması sonrasında ani dönme hareketi yapılırsa, ayak sabit iken gövde diz üzerinde dönmeye zorlandığında yırtık meydana gelebilir. Ön çapraz bağ yaralanması sırasında dizde ani bir kopma hissi ile birlikte hemen birkaç saat içinde diz şişer. Bu şişmenin nedeni kopan bağdan diz içine olan kanamadır. Bu sırada dizden bir ses de gelebilir. Yaralanma sonrası dizi şişen 3 sporcunun yaklaşık 2 sinde ÖÇB' ın kopmuş olduğu düşünülmelidir. Travma anında hastanın "dizinin döndüğünü" ve "dizinden ses geldiğini" söylemesi önemli bir ipucudur. ÖÇB' ı yırtılan sporcu tüm isteğine rağmen oyunu devam ettiremez. 

Birkaç gün - hafta içinde diz eklemindeki şişlik ve ağrı azalır. Diz hareketleri kazanılır ve topallama kaybolur. Bu akut dönem geçtikten sonra (3 haftadan sonra) esas yakınmalar başlar, en sık karşılaştığımız yakınmalar hastalar tarafından dizdeki güvensizlik ve boşalma hissidir. Koşamama, spor yapamama, ani sıçrama, durma ve dönme hareketlerinde güvensizlik hissi ve boşalma nedeni ile hekime gelirler. Özellikle merdiven inme sırasında dizini kontrol edemediklerini ve dizlerinde bir güvensizlik olduğundan yakınırlar.  

Akut yırtıklarda hasta dizinde şişlik ile gelir, diz ileri derece ağrılı ve gergindir, ağrı nedeni ile bazen spesifik muayene testlerini yapmak mümkün  olmayabilir. Ciddi diz yaralanması geçiren bütün hastalarda röntgen grafileri elde olunmalı ve kemiklerde kırık olup olmadığı araştırılmalıdır. Eski yırtıklarda veya kopmalarda tanıyı koymak daha kolaydır. 

Kronik dönemde gelen hastaya detaylı diz muayenesi yapılır, bu esnada ön çapraz bağ yırtığı için spesifik testlerde (Lachman testi, Ön Çekmece testi, pivot-shift  testi  vb.) uygulanır. Detaylı bir fizik muayene ile %90 tanı konulur. Bazen hasta ağrı duyma endişesi nedeni ile kaslarını kasarak net muayene sonucu elde edilmesini önler.

Ön çapraz bağ yaralanması ile birlikte menisküs yırtığı sık görülür. Ağrı ve kilitlenme varsa menisküs yırtığının eşlik etmesinden şüphelenilir. Muayeneden sonra mutlaka dizin filmleri çekilmelidir. Eklemi oluşturan kemiklerde kırık veya çatlak varsa filmde görülür. Eklem yüzeyinden kopup eklem içine düşen bir kemik parçası görülebilir. Ön çapraz bağ yaralanmalarında grafiler genellikle normaldir. Bazen ilk anda diz çok ağrılı olduğu için yeterli bir muayene yapılamayabilir. Bu durumda 10 gün içinde yapılacak ikinci bir muayene tanı koydurucudur. MR ile %93-98 arasında tanı konulabilirken MR menisküs yırtığı, kıkırdak lezyonu ve diğer bağ yırtığı gibi ek yaralanmalarında saptanmasını sağlar. 

Kadın sporcuların yapısal özelliklerinden dolayı ön çapraz bağ yaralanmaları erkek sporculara göre 4-8 kat daha sık görülür. Erişkinlerde yaralanmalar bağın gövdesinden kopması şeklindeyken, çocuklarda yaralanma bağın kemiğe yapıştığı yerden bir parça koparması şeklinde olabilir. ÖÇB'ı kopuk olan hastaların çoğu bisiklet, yüzme, kürek gibi düşük risk aktivitelerini yapabilirler. Ancak ÖÇB'ı yırtık olan kişiler yüksek risk sporlarını yapmamaları yönünde uyarılmalıdırlar. Futbol, basketbol, voleybol yüksek riskli sporlardır. Sportif aktivitede ne kadar çok sıçrama ve ani dönüş varsa ÖÇB' olmayan diz için o kadar tehlikelidir.​

Ön çapraz bağ yırtığında akut dönemde kıkırdak hasarı olabilirken, kronik dönemde dizdeki boşalmaların sıklığına göre kıkırdak hasarı oranında artma gözlenir.  Ön Çapraz bağ yokluğunda diz ekleminin biyomekanik ve kinematiğinin bozulması; menisküs ve  diz eklem kıkırdağının anormal yük altında kalmasına, bunun sonucunda da dejeneratif artrit(kireçlenme) meydana gelmesine yol açar. Bilimsel çalışmalarda ön çapraz bağ yırtığı tedavi edilmediğinde 10 yılsonunda direkt röntgen görüntüsünde %53 oranında hastada dejeneratif değişikliklerin görüldüğü saptanmıştır. Ön çapraz bağın tamir edilmesi sayesinde diz sıkılığının yeniden sağlanması ile menisküs yaralanması ve eklem kıkırdak hasarına karşı koruyucu etkisi olur. Cerrahi tedavi fonksiyonel sonuçlar açısından en iyi seçenektir. Cerrahi tedavi artroskopik yöntemle uygulanan ve sonuçları yüzde 90 üzerinde başarılı bir tedavi şeklidir.

Eğer hastanın günlük hayatında önemli yakınmaları yoksa ve sportif aktivitelerden uzak durma kararı almış ise kendini koruyup kollayabilecekse tedavi edilmeden bırakılabilir. Hastanın ameliyat sonrasındaki rehabilitasyon programına uyumu önemlidir, dolayısıyla bu programa adapte olamayacak hastalarda ve ileri yaşta, aktivite düzeyi düşük hastalarda ameliyat planlaması yapılmamalıdır. İleri yaşta olup yüksek aktivite seviyesinde olmayan, spor yapmayan ve günlük yaşamda dizinde boşluk ve emniyetsizlik gibi yakınmaları olmayan bireylerde cerrahi tedavi yapılmayabilir.

Genç, spor yapan veya aktif yaşam stiline sahip bireylerde ön çapraz bağ yaralanmalarının tedavisi cerrahidir. Ön çapraz bağ yaralanması olan bir kişi de Ameliyatın gerekip gerekmediğine karar vermek için bazı faktörler göz önüne alınmalıdır; hastanın yaşı, günlük hayatındaki yakınmaları, spora dönmek isteyip istememesi gibi hastanın aktivite düzeyi, muayene sırasında dizdeki gevşeklik derecesi ve ameliyat sonrası rehabilitasyona uyum sağlayıp sağlayamayacağı durumuna göre değişir. Cerrahi tedavi kararı vermede yaş önemli bir faktör olmakla birlikte, daha önemlisi kişinin fizyolojik yaşı ve aktivite düzeyidir. Orta yaş ve üzerindeki kişiler de giderek daha sık spor yapmaktadırlar. Yaş ne olursa kişi yüksek aktivite düzeyinde ısrar ederse cerrahiye adaydır. Diz dönmeleri ve boşalmalar günlük aktiviteleri sırasında oluyorsa yine cerrahi tedavi söz konusudur.

Ön çapraz bağ kopmalarında sık sık oluşan bu diz burkulmaları diz gevşekliğini daha da arttırır, menüsküs yırtıkları, kıkırdak hasarı ve sonuçta erken kireçlenmeye neden olur. Ameliyatın temel amacı daha sonra oluşabilecek yinelenen diz dönmelerinin önüne geçmek, dizdeki boşluk ve güvensizlik hissini ortadan kaldırmak, kişinin spor veya zorlayıcı aktiviteler sırasında güvenle basabileceği bir diz elde etmektir. Böylece sporcular, yaralanma öncesinde bulundukları spor seviyesine geri dönebilir ve dizde yeni yaralanmalar oluşmasını engellenir. Aynı ameliyat sırasında ve tamir edilebilen menisküs yırtıkları ve kıkırdak hasarları da onarılarak ileriki yıllarda dizde oluşabilecek aşınma ve yıpranmanın önüne geçilir. 

Bu nedenle Ön Çağraz bağ dışında başka bağ veya menisküs yırtıkları da var ise tedavide cerrahi tedavi ön plana çıkmaktadır. Ön çapraz bağ yaralanmasına %41-69 oranında menisküs yırtığı eşlik etmekte olup, ameliyatsız tedavi ile menisküs yırtında başarı sağlama oranı düşükdür. Hasta akut dönemde hekim karşısına gelmiş ise; profesyonel sporcu ise hemen ameliyat edilmeli, değil ise ve tamir edilebilecek bir menisküs yırtığı yok ise 3 hafta kadar beklenmelidir.  Yırtığı oluşturan travmanın etkisi ile diz çevresi yapılarda ödem meydana gelir, bunun üzerine ameliyat travması da eklendiğinde, ameliyat sonrası dönemde nadirde olsa eklem sertliği gelişebilir. Eklem sertliği riskini azaltmak için 3 hafta beklemek faydalıdır. Profesyonel sporcularda ise spora dönüşü mümkün olduğunca erken sağlayabilmek için hemen cerrahi tedavi önerilmektedir.

Önceleri çocuklarda görülen ÖÇB kopmalarında cerrahi tedaviden kaçınılmaktaydı. Bunun nedenleri  ön çapraz bağ cerrahisinde büyüme kıkırdakları komşuluğunda işlem yapıldığı için bacakta kısalık veya açısal şekil bozukluğu gibi büyüme kusurları gelişmesi riskidir. Bu nedenle  Ön çapraz bağı kopan çocukta izlenen yol, büyüme tamamlanana kadar spordan kaçınma ve egzersiz önermek şeklindeydi. Ancak bu yaş grubundaki çocukların aktivite düzeylerinin fazla olması ve aktivite kısıtlamanın zorluğu nedeniyle tedavi edilmemiş ön çapraz bağ yırtıklarının, çocuklarda geri dönüşü olmayan ciddi kıkırdak ve menisküs yaralanmalarına yol açtığının görülmesi üzerine bu yaş grubunda da büyüme kıkırdaklarını etkilemeyecek şekilde cerrahi yöntemdeki modifikasyonlar ile cerrahi tedavi tercih edilir hale geldi.

Ameliyat Artroskopik olarak(kapalı yöntemle) yapılmaktadır. Menisküs yırtığı veya başka ek lezyon bulunup bulunmamasına göre ameliyat ortalama 60-90 dakika arasında sürmektedir. Ön çapraz bağ tamiri; kopan  bağın uç uca dikilmesi ile tedavi edilebilen bir cerrahi yöntemi değildir. Erişkinlerde ön çapraz bağ, çoğunlukla gövdesindeki lifler ayrılıp parçalanarak yırtılır. Saçaklanmış bir doku şeklindeki bağın tamiri mümkün değildir ve ameliyat sırasında yeni bir doku ile bağın onarılması gerekir. Kopan bağın yerine bağ nakli yapılarak tedavi edilebilmektedir. Bağ nakli için kullanılabilen  2 tip bağ vardır. Birincisi kişinin kendi vücudundan elde edilen bağlar(Otogreft), ikincisi ise kadavradan elde edilmiş olan (Allogreft) bağlardır. Otogreftler vücutta bazı farklı bölgelerden elde edilmele birlikte bu gün sıklıkla uyluk arka adelesi tendonları(Hamstring) kullanılmaktadır. Hamstring tendonları diz eklemi içerisine açılan kemik tüneller içerisine yerleştirilerek değişik yöntemler ile Artroskopik yöntem(kapalı ameliyat) kullanılarak  kemiğe tutturulmaktadır. 

Allogreft kullanımı (kadavra grefti) ise, genellikle birden fazla bağın yaralandığı ve kişinin kendi dokularının yetmediği hallerde; daha önce cerrahi yapılmış ve kendi dokuları kullanılmış olan olgularda ve çok küçük çocuklarda tercih edilebilir.

Ön çapraz bağ tamirinde rehabilitasyon hastadan hastaya değişmektedir. Bunun nedenleri; Tespitin sağlamlığı, kullanılan greftin tipi ve yerleşimi, cerrahi işlemin tipi ve yaralanmaya eşlik eden diğer  nedenlerdir.Hastalar ameliyat sonrası 1 gün hastanede yatırılmakta ve ameliyat sonrası hemen rehabilitasyona başlanmaktadır. Anestezinin etkisi geçtikten sonra koltuk değnekleri ile ayağa kalkmak mümkündür. Aynı gün veya ertesi gün diz hareketlerine başlanır. Ameliyat sonrasında birkaç hafta boyunca koltuk değneği kullanarak dizi aşırı yüklenmelerden korumak gerekli olabilir. Üç hafta içinde tam diz hareketinin kazanılmış olması gerekir. Hastanın kendi yaptığı egzersizler yeterli olmazsa, bir fizyoterapist eşliğinde rehabilitasyon uygulanabilir. Yerleştirilen greft dokusunun kemik tünellere kaynayarak tutunması 6 hafta sürer. Bu süre sonrasında normal yürüme ve araba kullanma imkânı olur. Yerleştirilen dokunun tam olarak olgunlaşıp sağlamlaşması bir yıl sürer, ancak dört ile altı aydan sonra sportif aktivitelere başlamak mümkündür.

Cerrahi olmayan tedavi seçilmişse, dizde oluşabilecek emniyetsizlik ve boşluk hissini azaltmak için kas güçlendirme programları önerilir ve dizi zorlayıcı sporlarda koruyucu dizlikler kullanılabilir. 

En sık rastlanılan komplikasyon greft alınan bölge ile ilgili ağrı ve kanamadır. Ameliyat sırasına ve sonrasında birtakım komplikasyonlar görülebilmekle birlikte sıklıkla; kanama, Ağrı, enfeksiyon, eklem sertliği ve konulan tendonun gevşemesi veya kompması meydana gelebilir 

Bezmialem Üniversitesi bünyesinde Eyüp Yerleşkesinde 1100 metrekare alanda kurulan Sporcu Sağlığı Merkezimiz profesyonel kadrosuyla her türlü sakatlanma ve yaralanmaya karşı hizmet vermektedir. Merkezimizde sporcunun ameliyat sonrası rehabilitasyonu, sağlıklı iyileşmesi, tekrar spora dönmesi ve yeni sakatlıklardan korunması için dünyanın en ileri teknolojileriyle donatılmış aletlerin bulunduğu sporcu sağlığı merkezimizde Ortopedist, Spor hekimi ve Fizik Tedavi-Rehabilitasyon ekiplerince ortak bir çalışma uygulanmaktadır.

Ön Çapraz Bağ ameliyatı sonrası Spor hekimimiz antrenör ve fizyoterapistlerin eşliğinde rehabilitasyon programları kişiye özel rehabilitasyon proğramları uygulanmaktadır. 


Spor Yaralanmaları, Artroskopi, Diz ve Kalça Cerrahisi Ekibi

Prof. Dr. Nurzat Elmalı (Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim dalı)

Prof. Dr. İbrahim Tuncay (Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim dalı)







Artroplasti (Eklem protez Cerrahisi)

Kalça Artroplastisi

Total Kalça Protezi

Total kalça protezi, primer ya da sekonder nedenlerle hasar görmüş ve ileri derecede osteoartroz (kireçlenme) gelişmiş bir kalça ekleminin değiştirilmesi için yapılan bir ameliyattır.

 

Total kalça protezi ameliyatı ile ağrısız eklem hareketi sağlamak için aşınmış olan eklem yüzlerinin, metal ve polietilenden imal edilen, özel olarak tasarlanmış parçalar ile kaplanarak yapay bir eklem oluşturulması amaçlanır. İlk kez 1960 lı yılların başında uygulanan kalça protezi, cerrahi teknikler, kullanılan maddeler ve tasarım alanındaki ilerlemeler sayesinde geliştirilerek günümüzde çok daha başarılı bir tedavi yöntemi olmuştur. Dünya genelinde uygulanan yıllık 1 milyondan fazla TKA'nın %90'ı osteoartrit nedeniyle yapılmaktadır. En az 10 yıl takip edilen hasta gruplarında başarı oranlarının %90'ın üzerinde olduğu görülmektedir. Dünya nüfusunun yaşlanması ve artan obezite TKA' ya olan ihtiyacın artacağını göstermektedir.

 

Total kalça protezi kimler için uygundur?

TKA'de hasta seçiminde en önemli endikasyon ağrıdır. Ağrısız olgularda mümkün olduğunca konservatif (cerrahi dışı) tedavi benimsenmelidir. Öncelikli hedefimiz ağrıyı gidermek ve fonksiyonlarda iyileşme sağlamaktır.

Eklemdeki kıkırdak kaybı eklem yüzeylerinin aşınmasına neden olur. Bu da ağrı verir ve hareket kaybına yol açar. Hasta yürümekte ve diğer günlük faaliyetleri yapmakta zorlanır. Kalça protezi ameliyatı, bu ağrıların giderilmesi, hareket kabiliyetinin arttırılması ve gündelik faaliyetlerin daha kolay yapılabilmesi için gerçekleştirilmektedir.

Öncelikle hastanın şikâyetleri dinlenmeli ve iyi bir fizik muayene yapılmalıdır. Bundan sonra eklemin direkt röntgen filmleri istenmelidir. Ayakta çekilen filmler daha çok bilgi verir. Röntgen filmlerinde artrite bağlı pek çok bulgu olur.

Cerrahi tedaviden  önce mutlaka diğer tedavi yöntemleri denenmelidir İstirahat, ilaçlar, fizik tedavi yöntemleri, baston kullanımı ve eklem içi enjeksiyonlar gibi tedavi yöntemleri uygulanmış olmasına rağmen kalça ağrıları kontrol edilemeyen, yürüme, merdiven çıkma gibi günlük yaşam aktiviteleri ileri derecede kısıtlanmış ve eklem kıkırdağında ileri harabiyet olan hastalarda total kalça protezi uygundur. Hastanın 60-80 yaşları arasında olması tercih edilir, ancak travma sonrası gelişmiş artrit, romatoid artrit, osteonekroz ve femur boyun kırıklarının tedavisinde daha erken yaşlarda da protez yapılabilir.

Durumunun kalça protezi gerektirecek kadar ciddi olup olmadığı konusunda nihai kararı verecek kişinin her zaman hasta olduğu unutulmamalıdır. Kalça protezinde, yuvarlak eklem yüzü de dâhil olmak üzere kalça kemiğinin bir kısmı genelde alınmakta ve kalça kemiğinin geri kalan kısmına yeni ve daha küçük bir eklem sabitlenmektedir. Pelvisdeki oyuğun yüzeyi, yeni yuvarlak eklem yüzüyle birleşecek yeni oyuğun yerine oturması için pürüzlendirilir. Kullanılan yeni eklemler kemiğe sabitlenir.

 

Kalça protezinin doğrudan yararları şunlardır:

·  Ağrının tamamen ortadan kalkması

·  Hareket kabiliyetinin artması

·  Şekil bozukluğunun düzelmesi


Bu müdahalenin dolaylı yararları da oldukça önemlidir. Kalça protezi sayesinde yürüme ve işlev becerisi yeniden kazanıldığından, hastanın zindelik durumu ve yaşam kalitesi gelişir.

 

Total kalça protezi nasıl yapılır?

Hastanın durumuna ve isteğine bağlı olarak, genel ya da epidural anestezi uygulanır.

Uygun anestezi yapıldıktan sonra, kalçanın lateral veya posterior kısmından yapılan bir kesi ile kalça eklemine ulaşılır. Eklemi oluşturan iki kemiğin (femur başı ve asetabulum) birbirlerine temas eden yüzlerindeki aşınmış kıkırdak dokusu, ince bir kemik tabakası ile birlikte kesilerek çıkartılır, sonra eklemin her iki yüzeyine  uygun boyutlarda seçilen plastik ve metal komponentlerden oluşan protez parçaları yerleştirilir. Konulan parçaları yerinde tutmak üzere 2 yol mevcuttur. Bunlardan biri polimetimetakrilat adı verilen çimento ile tespittir. Diğeri ise özel hazırlanan ve kemiğin gelişimine uygun olarak kemikle bütünleşen parçalardan oluşan protezlerdir. Bazı çimentosuz implantların yüzeylerinde yeni kemik oluşumunu sağlayabilecek biolojik olarak aktif olan maddeler de bulunmaktadır. İleri yaş ve ileri osteoporozu olanlar dışında günümüzde çimentosuz protezler tercih edilmektedir. Böylece eklem yüzleri, metal ve plastikten yapılmış parçalarla yeniden kaplanmış olur. Ameliyat 1-2 saat arasında sürer. Ameliyat sonrası ağrı kontrolü için sıklıkla epidural (belden yerleştirilen) veya damar yoluyla ilaç veren ağrı pompaları kullanılır. Ertesi gün kalça hareketlerine başlanır ve yardımla ayağa kalkılır. Oda ve koridor içinde rahat yürüyebilir hale geldiğinde hasta taburcu olur.

Total kalça protezi yapılan hastaların %90′ından fazlasında kalça ağrılarında belirgin bir azalma ve yürüme/merdiven inip çıkma gibi günlük yaşam aktivitelerini yapmada belirgin bir iyileşme elde edilir. Kalça ağrısının belirgin olarak düzelmesi ve bağımsız sokağa çıkmak, her hasta için farklı olmakla birlikte 2-3 ay arasındadır. Protez sonrası koşma, sıçrama gerektiren sporlar ve ağır işlerin yapılması uygun değildir, bu tip aktiviteler protezin ömrünü kısaltacaktır. Araba kullanmakta bir mahsur yoktur. Cerrahiden önce bacağınızda var olan eğrilik ve şekil bozuklukları da ameliyat sırasında düzeltilir, bu protezin ömrünü uzatacaktır. Ancak özellikle kilolu hastalarda, bu hareket açıklığı daha azdır. Protez çıkık riskini artırdığı için, protez sonrası yere tam çömelmek veya namaz kılmak tavsiye edilmez.

Total kalça protezini oluşturan eklem yüzeyleri metal, polietilen veya seramik olabilir. Bu implantlar hareket sırasında ortaya çıkan sürtünmeye bağlı olarak zaman içinde aşınır. Aşınma ile ortaya çıkan ve gözle görülmeyecek kadar küçük metal ve plastik parçalarına karşı vücudun cevabı ile protezler tutunduğu kemikten ayrılıp gevşeyebilir. Uygun cerrahi teknik ve modern protez tasarımları kullanılarak yapılan kalça protezlerinin ömrü günümüzde 20-25 yıla kadar uzamıştır. Gevşeyen protezler, çoğu hastada ikinci bir ameliyat ile çıkartılıp yeniden protez yerleştirilebilir, ancak ikinci protezin ömrü, ilki kadar uzun değildir.

 

Ameliyat riskleri - komplikasyonlar

İstisnasız tüm ameliyatlar risk taşımaktadır ve kalça protezi de bunun dışında değildir. Riskler, hastanın genel sağlık durumunuza göre değişmektedir. Total kalça protezi ameliyatından sonra görülen ciddi komplikasyonlar çok düşük oranda ortaya çıkar. Belli başlı riskler şunlardır:

· Enfeksiyon: Total kalça protezinden sonra, enfeksiyon yani protezin iltihaplanması % 0.1 ile %2 arasında görülür. Vücudun başka bir yerinde (ör. İdrar yolunda, dişlerde) enfeksiyon olması, şeker hastalığı, aşırı sigara ve alkol tüketimi ve başka kronik hastalıkların varlığı bu riski artırabilir. Ameliyat öncesinde vücudun başka bir yerinde olabilecek enfeksiyonların tedavisi gereklidir. Ameliyat sırasında koruyucu antibiyotik tedavisi yapılır ve cerrahi sırasında özel önlemler alınarak enfeksiyon riski azaltılır. Protezde enfeksiyon gelişirse, tekrarlayan cerrahiler, protezin çıkartılıp belirli bir süre sonra tekrar yerleştirilmesi gibi işlemler gerekli olabilir.

· Tromboz: En sık görülen sorun, bacaktaki kan akımının yavaşlamasına bağlı olarak toplar damarlarlarda pıhtı oluşmasıdır (derin ven trombozu). Bunu önlemek için cerrahiden sonra kanı sulandıracak ilaçlarla koruyucu tedavi ve varis çorabı giyilmesi uygulanır. Bu tedavi, gerektiğinde 30 güne kadar uzatılabilir. Ameliyat sonrasında erken dönemde kalça hareketi ve yürüyüşlere başlamak ve hareketsiz kalmaktan kaçınmak, bu riski azaltacaktır. Trombozdan şüphelenildiğinde, yapılan tetkiklerin bunu teyit etmesi gerekmektedir. Tedaviye ancak bundan sonra başlanmaktadır.

· Çıkık: En önemli ve sık görülen problemlerden biridir. Genellikle ilk 3 haftada, hastanın istemsiz veya dikkatsizce yaptığı bazı hareketlerden (bacak bacak üstüne atma, yan dönerken yastık koymama, yere çömelme vb.) olmaktadır. Tedavisi, kalça eklemini anestezi altında yerine getirir cihazla tespit etmek veya yeniden ameliyat etmektir.

 

Postoperatif dönem

Hastaların operasyonun ertesi günü yürümelerine, 2. gün tuvalete oturmalarına izin verilir. Dikişler ortalama 15 günde alınır ve sonrasında banyoya izin verilir. Operasyonun ertesi gününden itibaren, hastanın kalça ve diz bükme ve adele güçlendirme egzersizlerine başlanır. Bu egzersizler kalça fonksiyonlarının tamamen kazanılmasına kadar devam eder. Genellikle 6. haftada tüm kalça fonksiyonları geri döner. Kalçada protezin varlığını hastalar 3-6 ay hissedebilirlerse de, yürüme ilk haftadan sonra ağrısızdır .


Total Kalça Protezinde (TKP) Direkt Anterior Girişim

Kliniğimizde Total Kalça Protezinde (TKP) Direkt Anterior Girişim rutin olarak uygulanmaktadır.

Direkt Anterior Girişim total kalça artroplastisinde en güncel minimal invaziv girişimlerdendir. Bu teknikte adale vb. yumuşak dokuya hemen hiç zarar verilmeden ve yapışma yerlerinden kaldırılmadan uygulanır. Bu da operasyon sonrası çok erken rehabilitasyona ve işlerine dönmeyi sağlar. Daha az hasar aynı zamanda daha az ağrı ve komplikasyonlara sebep olur. Sıklıkla kullanılan lateral (yan) ve posterior (arkadan) girişlerde kesi ortalama 15cm iken Direkt Anterior Girişimde 10cm kadardır ve kozmetik olarak daha kabul edilebilirdir.

Yumuşak dokuya daha az hasar, en önemli avantaj olarak operasyon sonrası çok daha az (%1in altı) çıkığa neden olur.

 

Direkt Anterior Girişim Avantajları

1. Hastanede daha kısa yatış (Ortalama 2-3 gün) ve daha hızlı rehabilitasyon.

2. Yumuşak dokuya daha az hasar ve sonuç olarak daha az nedbe dokusuyla daha erken iyileşme

3. Daha az kanama, daha kısa cerrahi süresi, ameliyat sonu daha az ağrı

4. Çok daha düşük ameliyat sonrası çıkık riski

5. Posterior ve lateral girişime gore normal hayat ve fonksiyonlara dönüş daha doğal ve daha hızlıdır.

 

Total Diz Protezi

Total diz protezi, aşınmış olan eklem yüzlerinin, metal ve polietilenden imal edilen, ağrısız eklem hareketi için tasarlanmış özel parçalar ile kaplanarak yapay bir eklem oluşturulmasıdır. İlk kez 1968 yılında uygulanan diz protezi, cerrahi teknikler, kullanılan maddeler ve tasarım alanındaki ilerlemeler sayesinde geliştirilerek günümüzde çok daha başarılı bir tedavi yöntemi olmuştur.

 

Total diz protezi kimin için uygundur ?

İstirahat, ilaçlar, fizik tedavi yöntemleri, baston kullanımı ve eklem içi enjeksiyonlar gibi tedavi yöntemleri uygulanmış olmasına rağmen diz ağrıları kontrol edilemeyen; yürüme, merdiven çıkma gibi günlük yaşam aktiviteleri ileri derecede kısıtlanmış ve eklem kıkırdağında ileri harabiyet olan hastalarda total diz protezi uygundur. Hastanın 60-80 yaşları arasında olması tercih edilir, ancak romatoid artrit ve osteonekroz gibi bazı özel durumlarda daha erken yaşlarda da protez yapılabilir.

 

Total diz protezi nasıl yapılır?

Uygun anestezi yapıldıktan sonra, dizin önünden yapılan bir kesi ile diz eklemine ulaşılır. Eklemi oluşturan üç kemiğin (femur, tibia ve patella) birbirlerine temas eden yüzlerindeki aşınmış kıkırdak dokusu, ince bir kemik tabakası ile birlikte kesilerek çıkartılır, sonra uygun boyutlarda seçilen protez parçaları, kemik çimentosu (polimetil metakrilat) adı verilen bir dolgu maddesi kullanılarak, hazırlanan kemik yüzeylere tutturulur.

Böylece eklem yüzleri, metal ve plastikten yapılmış parçalarla yeniden kaplanmış olur. Ameliyat 1-2 saat arasında sürer. Ameliyat sonrası ağrı kontrolü için sıklıkla epidural (belden yerleştirilen) veya damar yoluyla ilaç veren ağrı pompaları kullanılır. Ertesi gün diz hareketlerine başlanır ve yardımla ayağa kalkılır. Oda ve koridor içinde rahat yürüyebilir hale geldiğinde hasta taburcu olur (genellikle 15 gün).

Total diz protezi yapılan hastaların %90'ından fazlasında diz ağrılarında belirgin bir azalma ve yürüme/merdiven inip çıkma gibi günlük yaşam aktivitelerini yapmada belirgin bir iyileşme elde edilir. Diz ağrısının belirgin olarak düzelmesi ve bağımsız sokağa çıkmak, her hasta için farklı olmakla birlikte 4 ila 8 hafta arasındadır. Protez sonrası koşma, sıçrama gerektiren sporlar ve ağır işlerin yapılması uygun değildir, bu tip aktiviteler protezin ömrünü kısaltacaktır. Araba kullanmakta bir mahsur yoktur.

Cerrahiden önce bacağınızda var olan eğrilik ve şekil bozuklukları da ameliyat sırasında düzeltilir, bu protezin ömrünü uzatacaktır. Ancak özellikle kilolu hastalarda, bu hareket açıklığı daha azdır. Ortalama hareket açıklığı 115 derece civarındadır, bu nedenle protez sonrası yere tam çömelmek veya namaz kılmak sıklıkla mümkün değildir. Son yıllarda, diz hareket açıklığını artıran teknikler ve tasarımlar uygulanıyor olsa da, hastaların ayaklarını altlarına alıp oturmaları protezin uzun süreli sağ kalımı açısından sakıncalı olabilir.

Total diz protezini oluşturan metal ve plastik parçalar, hareket sırasında ortaya çıkan sürtünmeye bağlı olarak zaman içinde aşınır. Aşınma ile ortaya çıkan ve gözle görülmeyecek kadar küçük metal ve plastik parçalarına karşı vücudun cevabı ile protezler tutunduğu kemikten ayrılıp gevşeyebilir. Uygun cerrahi teknik ve modern protez tasarımları kullanılarak yapılan diz protezlerinin ömrü günümüzde 15-20 yıla kadar uzamıştır. Gevşeyen protezler, çoğu hastada ikinci bir ameliyat ile çıkartılıp yeniden protez yerleştirilebilir, ancak ikinci protezin ömrü, ilki kadar uzun değildir.

 

Komplikasyonlar

Total diz protezi ameliyatından sonra görülen ciddi komplikasyonlar çok düşük oranda ortaya çıkar. En sık görülen sorun, bacaktaki kan akımının yavaşlamasına bağlı olarak toplar damarlarlarda pıhtı oluşmasıdır (derin ven trombozu). Bunu önlemek için cerrahiden sonra kanı sulandıracak ilaçlarla koruyucu tedavi uygulanır. Bu tedavi, gerektiğinde 20 güne kadar uzatılabilir. Ameliyat sonrasında erken dönemde diz hareketi ve yürüyüşlere başlamak ve hareketsiz kalmaktan kaçınmak, bu riski azaltacaktır.

Total diz protezinden sonra, enfeksiyon yani protezin iltihaplanması % 0.1 ile %2 arasında görülür. Vücudun başka bir yerinde (ör. İdrar yolunda, dişlerde) enfeksiyon olması, şeker hastalığı ve başka kronik hastalıkların varlığı bu riski artırabilir. Ameliyat öncesinde vücudun başka bir yerinde olabilecek enfeksiyonların tedavisi gereklidir. Ameliyat sırasında koruyucu antibiyotik tedavisi yapılır ve cerrahi sırasında özel önlemler alınarak enfeksiyon riski azaltılır. Protezde enfeksiyon gelişirse, tekrarlayan cerrahiler, protezin çıkartılıp belirli bir süre sonra tekrar yerleştirilmesi gibi işlemler gerekli olabilir.

Yukarıda sayılanların dışında, yara iyileşmesi sorunları, damar veya sinir yaralanmaları, protezin bazı parçalarının yerinden çıkması, protez çevresi kırıklar, protezin kendisinde kırıklar gibi komplikasyonlar görülebilir, ancak bunlar çok nadirdir.

​ 

Parsiyel (Yarım) Diz Artroplastisi

Parsiyel Diz Protezi, dizdeki sınırlı alanın bir artroplastiyle rekonstrüksiyonundan ibarettir. Sıklıkla da problemin ilk başladığı iç (medial) eklem değiştirilir ve buna unikondiler ya da unikompartmental diz protezi denir. Unikondiler diz artroplastisinde normal ligamentöz, kemik ve kıkırdak yapılar sağlam bırakılırken yalnızca hasarlı eklem yüzeyi değiştirilmektedir. Bu nedenle ligamanların sağlam ve diz hareketinin yeterli olması gerekmektedir. Medial unikondiler diz artroplastisinin en sık endikasyonu dizin iç ve önündeki aşınmadır. Dizin fokal, spontan osteonekrozu ve posttravmatik osteoartriti de diğer endüksiyonlardandır. Bu hastalarda genel olarak Ön Çapraz Bağ sağlam ve iç yan bağ normal uzunluktadır. Total diz artroplastisinde olduğu gibi, unikondiler diz protezi uygulaması için de hastanın eklem protezini gerektirecek düzeyde ağrısının ve fonksiyonel kısıtlılığının olması gerekmektedir.

 

Bazen iç eklem aralığıyla birlikte veya tek başına diz kapağı (patellofemoral eklem) de işin içine yoğun oranda katıldığında patellofemoral artroplasti tek başına veya medialunikondiler protezle birlikte uygulanır.

Bu operasyon sıklıkla 50 yaş üzeri hastalarda uygulanır. (Şekil 1 ve 2: Ameliyat öncesi ve sonrası röntgen)

Bu tip bir cerrahi eklemdeki tüm yumuşak dokuları sağlam bıraktığı için komplikasyon oranı düşük, erken ve tama yakın hareketi sağlayan hastaların çok fayda gördüğü bir cerrahi metoddur. Fakat  o derecede teknik cerrahi deneyim gerektiren özel eğitim sonrası uygulanması gereken bir operasyondur.Aynı zamanda artroplastinin bir nevi son noktası olan tam (total) diz protezine gidiş sürecini de anlamlı derecede uzatır. ​


Artroplasti Ekibi

Prof. Dr. İbrahim Tuncay

Prof. Dr. Nurzat Elmalı

Doç. Dr. Fatih Küçükdurmaz

Yrd. Doç. Dr. Fatih Yıldız

​ 





Omuz ve Dirsek

Üniversite Hastanemizin Ortopedi Anabilim Dalı içinde Omuz ve Dirsek Cerrahisi, yapılan ameliyat çeşitliliği ve hasta memnuniyeti konusunda alanında lider olarak öne çıkmaktadır. Hastaların omuz ve dirsek eklemi hareket açıklılığının iyileştirilmesi, ağrının azaltılması, bağımsız hareket işlevlerinin ve hastaların yaşam kalitelerinin arttırılmasına yönelik olarak, ekibimiz omuz ve dirsek tanıları ve tedavileri alanındaki en güncel bilgi ve teknikler doğrultusunda hizmet vermektedir.  

Her hastanın, özel bir tedavi yaklaşımını gerektiren bir sorunla bize başvurduğu düşüncesiyle hareket etmekteyiz. Tedavi yaklaşımlarımızı her hasta için kişiselleştirerek, tamamen hastanın gereksinimleri doğrultusunda tedavi protokollerimizi şekillendiririz.

Omuz ve Dirsek Cerrahisi bölümü, rehabilitasyon, cerrahi dışı tedavi yaklaşımları ve spesifik cerrahi girişimlerle omuz ve dirseğin yeniden yapılandırılmasını içeren ekip çalışmasına dayanan tedavi yaklaşımlarını benimsemiştir.  Uzmanlık alanlarımız, genç aktif sporcularda sıklıkla karşılaşılan spor yaralanmaları konusunda deneyimli kadromuz çerçevesinde, sporla ilintili yaralanmaları da kapsamaktadır. Uygulanan birçok tedavi yöntemi hızlı ve ayaktan tedavi şeklinde yürütülmektedir.

 

Uygulanan cerrahi tedavi yaklaşımları:

Omuz Artroskopisi

        Rotator manşet onarımı

        İnstabilite tedavisi

        Bankart onarımı  

        Artroskopik Latarjet (Korakoid kemik bloğu)

        SLAP onarımı

        Donuk omuz 

AC eklem çıkığı

        Biseps tendon sorunlarının tedavisi 

        Supraskapular sinir gevşetme 

Dirsek Artroskopisi

        Tenisçi Dirseği tedavisi

        Eklem kasılması ve sertleşmesi

        Dirsek artrozu gevşetilmesi ve debridmanı

        Kollateral dirsek bağı rekonstrüksiyonu

         
Omuz ve Dirsek Artroplastisi ve Travma

        Total Omuz Artroplastisi

        Revers Total Omuz Artroplastisi

        Omuz Artroplastisi Revizyonu

        Komplike omuz ve dirsek kırıklarının rekonstrüksiyonu 


Total Dirsek Artroplastisi

Hastaların spesifik sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik olarak mevcut en güncel teknolojik yeniliklerin kullanıldığı yöntemler uygulanmaktadır.   Minimal cerrahi yaklaşım gerektiren artroskopik omuz ve dirsek cerrahisi hastaların çok daha hızlı bir şekilde iyileşmelerini beraberinde getirirken aynı zamanda çok daha az seviyede acı hissedilmesini  ve kişinin etkin bir şekilde işlevlerini sürdürmeye devam etmesini sağlamaktadır.   Omuz ve dirsek rekonstrüksiyonu cerrahisi kapsamında, omuz ve dirseğinde artroz sorunu yaşayan hastaların yaşamlarına yeniden çok daha güçlü ve sağlıklı biçimde devam edebilmeleri için, birimimizde dünyada güncel olarak uygulanan omuz ve dirsek artroplasti protez ameliyatlerı da gerçekleştirilmektedir.


Ayrıca bilimsel ve klinik araştırmalarımız, hastalarımız üzerinde en yeni cerrahi teknikleri başarıyla uygulayıp, sonuçları titizlikle izleyerek, hastalarımızın yeniden gündelik yaşamlarındaki işlevlerine daha da güçlenerek dönmelerini sağlamaya yönelik olarak yürütülmektedir.

 

Omuz ve Dirsek Cerrahisi Ekibi

        Doç. Dr. İ. Kerem Bilsel






Plateletten Zengin Plazma​ (PRP)

Kişinin kendisinden elde edilen kanın santrifüj cihazında ayrıştırılması sonrası büyüme faktörleri içeren plateletten zengin plazmanın uygulanması yöntemidir.

PRP nedir?

Kanın temel hücreleri olan trombosit (platelet=pıhtılaşma hücresi) lerin esas görevleri pıhtılaşmayı sağlamaktır. Yani bir yerimiz kesildiğinde açığa çıkan kanın içindeki trombosit kanamayı durdurarak yara yerinde kanamayı önleyen. Bu hücreler aynı zamanda hasarlanan veya yaralanan dokuların iyileşmesinde de önemli bir rol oynamaktadır. Bunu sağlayan trombositlerde bulunan büyüme ve iyileştirme faktörleridir.

Kişiden alınan kan santrifüj cihazı ile plateletleri kandaki diğer hücreler ve serumdan ayırarak yüksek oranda ve yüksek sayıda trombosit ve beraberinde çok yüksek oranda büyüme ve iyileştirme faktörü elde edilir. Elden edilen PRP küçük ince enjektörler aracılığı ile deriye, saça veya ortopedik rahatsızlıklarda diz, dirsek gibi eklemlere veya tendona enjekte edilerek hasarlanan veya hastalıklı dokunun iyileşmesini sağlar.

PRP; günümüzde cilt gençleştirme yöntemlerinden, saç dökülmesine, eklem ve tendon ağrılarına kadar tıpta pek çok alanda kullanılmaktadır.

 

PRP uygulaması bir tür kök hücre tedavisi midir?

Kök hücre tedavisi ile PRP uygulaması birbirinden farklı uygulamalardır. Çünkü kök hücre uygulaması, belirli bir nedenden hasar görmüş organlara yeni hücrelerin tanıtılmasıdır. PRP uygulaması ise, plateletlerin içindeki büyüme faktörlerinden yararlanılarak hasarlı dokunun uyarılıp onarılma işlemidir.

Trombositlerde bulunan büyüme faktörleri:.

 

·         Trombosit Kaynaklı Büyüme Faktörü (PDGF)

·         İnsülin benzeri Büyüme Faktörü (IGF)

·         Transforme Edici Büyüme Faktörü beta (TGF-β)

·         Fibroblast Büyüme Faktörü (aFGF, bFGF)

·         Epidermal Büyüme Faktörü (EGF)

 

Kullanım alanları nelerdir?

Deri kalitesinin artırılmasında, gözaltı morluklarında azaltılmasında, saç dökülmesinin önlenmesinde, cildin daha hızlı yenilenmesinde kullanılır.

Ayrıca diz ekleminde osteoartrit (kireçlenme) olan hastalar, aşil, patellar tendiniti olanlar, spor sakatlanmaları (kas yırtığı, tendon yırtılmaları gibi) tenisçi ve golfçu dirseği tanısı almış hastalara uygulanabilir.

Ne  sıklıkta kullanılır ? Etkisi ne zaman başlar?

Genellikle 2 hafta arayla 2 veya 3 enjeksiyona kadar yapılabilir. PRP tedavisinin amacı dokuları iyileştirerek ağrıyı geçirmek olduğu için, sonuçları almak uzun sürebilir. İlk iyileşme belirtileri birkaç hafta içinde görülebilir ve iyileşme zamanla artarak devam eder.

Yan etkileri nelerdir?

PRP'nin herhangi bir yan etkisi yok denilebilir. PRP'de hastanın kendi kanı kullanıldığı için, enfeksiyon riski yoktur ve alerjik reaksiyon ihtimali ise çok düşüktür. Enjeksiyondan sonra bazen 1-3 gün boyunca ağrı hissedilebilir. Enjeksiyon sonrası günlerde devam eden ağrı için parasetamol tableti kullanmak ve gerekirse sık biçimde buz uygulamak yardımcı olmaktadır 

Uygulama şekli nasıldır?

Uygulama için hastadan alınacak 15-20 cc kan yeterli olacaktır. İşlemden geçirilip ayrıştırılan PRP enjektörler yardımı ile deri içine, tendona veya ekleme uygulanır.

HASTANEMİZ