Oturum Aç

 Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

​Genel Cerrahi Doktor Listesi için tıklayı​nız.

HAKKIMIZDA

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı modern tıbbın gerektirdiği şekilde alt bilim dallarına ayrılmış olarak çalışmaktadır. Anabilim dalımızda görev yapan öğretim üye ve görevlileri sadece belli bir bilim dalına/organ grubuna spesifik olarak çalışmaktadırlar.  Beş alt bilim dalımız bulunmaktadır:

Yapılanmamız içinde dünyanın ilk ve Türkiye'nin tek multidisipliner paratiroit nakil merkezi ile birlikte, Beykoz Araştırma Merkezimizde Türkiye'nin tek "Endokrinoloji Araştırma Laboratuvarı" mevcuttur. Ayrıca merkez hastanemizde bir de "Pelvik Fizyoloji Laboratuvarımız" bulunmaktadır. Üniversitemizin böbrek nakli ekibinde anabilim dalımız da yer almaktadır.​

 

Tedavi Yöntemleri

Meme cerrahisi

Kliniğmizde, meme kanserinde erken tanının hayati öneminden yola çıkarak mamografi, ultrasonografi ve MRI yüksek teknolojik olanaklarla uygulanmaktadır. Tüm kanser hastalıklarının tanı ve tedavisine multidisipliner bir bakış açısıyla yaklaşılmaktadır.

Meme Cerrahisi Kliniği'nde meme hastalıklarının tedavisinde meme cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, psikoloji gibi farklı bölümlerinden uzmanlar son teknolojik tedavi yöntemlerini kullanarak tedaviye birlikte karar vermektedir. Ayrıca hastaya en uygun tedavi protokolü tümör konseyinde de güncel yaklaşımlar ele alarak belirlemektedir.

Hastanın genetik özellikleri, tümör özellikleri, yaşı ve cinsiyeti gibi tüm özellikleri tedavi için büyük önem taşımaktadır. Meme Cerrahisi Kliniği'nde tüm bu özellikler göz önünde bulundurularak hastalar farklı disiplinlerden doktorlar tarafından değerlendirilerek kişiye özel tedavi protokolü uygulanmaktadır. Klinikte gerçekleştirilen aile taraması ve Tıbbi genetik birimindeki DNA analizi ile kanser riski altındaki aile bireyleri belirlenmektedir.

Meme Cerrahisi Kliniği'nde ileri meme cerrahisi uygulamalarının yanı sıra radyoloji birimi işbirliğiyle tru-cut biyopsi, vakum biyopsi, ultrason ya da mamografi eşliğinde kitle işaretlenmesi ve çıkartılması gibi yöntemler hastaların klinik durumlarının gerekliliğine göre uygulanmaktadır.

Laparoskoipk cerrahi uygulamaları

Kliniğimizde laparoskopik yöntemle Obezite Cerrahisi, Reflü (Mide fıtığı) cerrahisi, Karaciğer – safra yolları ve pankreas cerrahisi, Kolon – mide tümörü cerrahisi, göbek ve kasık fıtığı cerrahileri, dalak ve böbrek üstü bezi cerrahisi, güncel yaklaşımlarla ve sıklıkla yapılmaktadır.

Laparoskopik ya da minimal invaziv teknik ya da halk arasındaki bilinen tabiriyle kapalı yöntem cerrahi, cerrahinin özel bir uygulama alanıdır. Geçmişte kadın hastalıklarının cerrahisinde uygulanmaya başlanan laparoskopi, gelişen teknoloji ile beraber safra kesesi, pankreas, karaciğer, mide ve bağırsak ameliyatlarında da kullanılmaya başlanmış ve giderek dünyada yaygın hale gelmiştir. Açık cerrahide, karın içine ulaşabilmek için karını boydan boya kaplayan bir kesi yapmak gerekiyordu. Laparoskopik (kapalı) teknikte ise 0,5-1 cm boyutunda birkaç kesi ile ameliyatlar tamamlanabilir. Port yerlerinden karın içine girilen kanüller trokar olarak adlandırılır.

Trokarlardan karın içerisini görmeye yarayan kamera ve bu teknikler için özel geliştirilmiş birçok alet karın içine sokularak ameliyatlar tamamlanır. Görüş kolaylığı sağlamak için karın içerisi karbondioksit gazı ile şişirilerek genişletilir. Bu sayede karın içi organlar birbirilerinden uzaklaşır ve ameliyat yapabilecek boşluk bir saha elde edilir.

Kameradan gelen görüntüler video monitörlerince ameliyathaneye aktarılır. Ameliyat esnasında cerrah monitörde, karın içerisinden ulaşan görüntüleri izler. Bu sistem cerrahın geleneksel yöntemlerle yapılan birçok ameliyatı çok daha küçük kesilerle yapabilmesini sağlar. Bu yöntemler tecrübeli ellerde en az açık cerrahi kadar güvenlidir.

Bu yöntemlerde karnın tamamen açılarak ameliyat yapılması ile aynı kalitede onkolojik sonuçlar elde edilir.
Ağrı ve ameliyat sonrası bazı bedensel fonksiyonlarda bozulma gibi sorunlar çok daha az oranda görülür, hasta memnuniyeti açısından daha iyi sonuçlar verir.
Ameliyatın küçük deliklerden, kamera yardımı ile yapılması; genel inanışın aksine açık cerrahiden çok daha net ve detaylı bir görüş alanı sağlanarak ameliyatın çok daha az doku travmasına sebep olarak tamamlanmasına olanak sağlar. Daha az doku travması ile yapılmış ameliyat, daha iyi onkolojik sonuçlar elde edilmesi demektir.
Ameliyat sonrası iyileşme açık cerrahiye göre çok daha hızlı olmaktadır. Bu hastanede daha kısa süre kalış, hastanın daha çabuk ayağa kalkması anlamına da gelir. Ameliyat sonrası hastalar daha az ağrı duyar.
Karına yapılan kesi alanı küçüldükçe, ameliyat sonrası görülen cerrahi alan enfeksiyonu daha az görülür. Açık cerrahiye göre daha iyi kozmetik sonuçları olabilir.

Karaciğer ve Safra Cerrahisi karaciğeri, safra sistemini ve pankreası tutan hastalıkları olan erişkinler için iyi koordine edilmiş, multidisipliner bir alandır

Ekibimiz, operasyon sırasında sağlıklı dokuların korunmasını ve sonuç olarak daha az kan kaybını sağlayan teknikler kullanır. Patolog ve radyologlarımızın araştırmaları, tanısal ve hastalığın seyriyle ilgili yaklaşımlarda ilerlemelere yol açmıştır.

 

Endokrin Cerrahisi Kliniği;

Endokrin cerrahı, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı, onkoloji ve radyoloji uzmanını bir araya getirerek hastalığın tüm boyutlarının değerlendirildiği multidisipliner bir yaklaşım sunmaktadır.

Endokrin Cerrahisi Kliniği'nde tiroid ve paratiroid bezleri hastalıkları cerrahisi; ses tellerini korumaya yönelik sinir monitörizasyonu teknolojisi ve çeşitli minimal invaziv yöntemler yardımıyla daha küçük kesilerden yapılabilmektedir.

Endokrin Cerrahisi Kliniği'nde güncel sağlık teknolojilerinin kullanılması hastalarda cerrahi sonrası komplikasyon görülme riskini minimuma indirmektedır. Ameliyatlarda kullanılan yöntemler ve ameliyat sonrası iz azaltıcı destek tedaviler uygulanması hastalarda en iyi kozmetik sonuçların elde edilmesini sağlamaktadır.

Böbrek üstü bezi tümörlerinin tedavisinde çoğunlukla laparoskopik cerrahi tercih edilmektedir. Minimal invaziv girişimler sonrasında hastalar, klasik açık ameliyatlara oranla daha az ağrı hissetmekte, ameliyat sonrasında hastalarda görülen kanama ve enfeksiyon gibi komplikasyon riskleri azalmaktadır.