Oturum Aç

 Kalp ve Damar Cerrahisi

​Doktor listesi için tıklayınız.​

HAKKIMIZDA

 

Klinik tanıtım 

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Fatih ve Dragos hastanelerinde Kalp ve Damar Cerrahisi bölümlerinde tüm modern ve yeni teknikler kullanılarak hastalarınıza hizmet verilmektedir.

Mitral kapak hastalalıklarında öncelikli hedefimiz mümkün olan her durumda mitral kapağın tamir edilmesidir. Bölümümüzde mitral kapak ameliyatlarının koltuk altından mini kesi ile yapılmasına başlanmıştır. Hem estetik hemde hastaların daha hızlı iyileşmesine imkan veren koltuk altı yöntemi ile hasta konforu üst düzeydedir. Bu yöntem hem mitral kapak tamir hem de mitral kapak değişim ameliyatlarında kullanılmaktadır.

Mitral kapak tamir ameliyatlarında son yıllarda dünyada kullanılmaya başlayan atan kalpte sol meme altında 3 cm'lik kesi ile yapılan kapalı ameliyat yapılmaktadır. Bu yöntemin uygulanması ve eğitiminin verilmesi konusunda Avrupa'da toplam 7 isim olmakla beraber, Türkiye'de bu konuda tek yetkili isim tıp fakültesimiz bünyesinde çalışmaktadır. Bu yöntemin avantajı kalp ve akciğer durdurulmadan yapıldığı, ameliyat sırasında hastanın kalp-akciğer makinasına bağlanmasıs gerekmediği için ameliyatta ölüm risklerini yarı yarıya azaltmaktadır. Özellikle yaşlı; akciğer, böbrek ve diğer sorunları nedeniyle açık kalp ameliyatı olamayan ve ikinci defa kalp ameliyatı olan hastalar için riskleri azaltan bir yöntemdir.

Aort kapak cerrahi ve asendan aort cerrahisinde bölümümüzde standart olarak mini kesi yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntem ile sternum yani göğüs kemiğinin üçte biri 4 cm'lik kesilerek aort kapak değişimi yapılmaktadır. Bu yöntem hem estetik hem de ameliyat sonrası özellikle yaşlı hastalarda ameliyat sonrası iyileşmeyi hızlandırmaktadır.

Bölümümüzde koroner baypas ameliyatlarında isteğe gore bacaktan alınacak damar için mini kesi yöntemi kullanılmakta ve tüm bacağı kesilmesi yerine 2 cm'lik bir kesi ile baypas için gerekli olan damar çıkartılmaktadır.

Aort damardaki anevrizmalarda (inen ve çıkan aort) yani diğer değişle balonlaşmalarda kapalı yöntem (endovasküler tamir) kullanılarak anevrizma tamir edilmektedir.

Hertürlü periferik atar damar hastalıklarında bu konuya kendini adamış ekibimizle kapalı ve açık ameliyatlar başarı ile yapılmaktadır. Periferik damar hastalıklarında aynı zamanda Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği olan öğretim üyemizin öncülüğünde bölümümüz Türkiye'nin sayılı damar hastalıkları merkezlerindendir. Bölümümüzde uygun hastalarda atar damar sorunları anjio ünitesinde tarafımızdan balon ve stent ile açılmaktadır.

Varis sorununun estetik bir sağlık sorunu olduğu bilinci ile bölümümüzde varis ameliyatları kapalı yöntem ile (yakma-radyofrekans, yapıştırma veya köpük) yapılmaktadır. Ciltteki küçük kılcal damarlara da müdahale kılcal damarın çapına bağlı olarak cilt laseri veya iğne ile tedavi edilmektedir.

Bacaklardaki toplardamarlarda pıhtı oturması yani derin ven trombozlarında erken dönemde endovasküler yani kapalı yöntemle damarın açılması ve akciğer emboli riskleri azaltmak için katater ile eritme işlemleri yapılmaktadır.

Erişkin doğumsal kalp hastalıkları (ASD, VSD) mümkün olan durumlarda mini kesi ile başarı ile yapılmaktadır.

Tarihçe 

Üniversitemiz 2010 yılında açılmış olup,  kalp ve damar ameliyatlarının yapılmaya başlanması   1970 yılına rastlamaktadır.  Dönem dönem açık kalp ameliyatları kesintiye uğrasa da damar cerrahisinde her zaman ileri teknoloji ile hizmet verilmeye devam edilmiştir. Tekrar tam donanımlı olarak açık kalp ameliyatlarının başlaması ise 2011 yılına rastlar.

Fatih yerleşkesinin dışında 2017 yılının Eylül ayında Dragos hastanesinde kalp ve damar cerrahisi bölümü açılmıştır. Dragos hastanesinde bölümün açılmasından sonraki 6 ayda 100 açık kalp ameliyatı %3-4 mortalite ile başarıyla yapılmıştır. Daha çok kapak tamir ve cerrahisinin yapıldığı Dragos hastanesi kalp ve damar cerrahisi bölümü, İstanbul Anadolu yakasının kapak cerrahi merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Misyonumuz 

Kalp ve damar cerrahisi ile ilgili her konuda klasik ve modern bilgi ve teknolojiyi birleştirerek eğitim ve sağlık hizmeti vermek ana hedefimizdir. Hertürlü aort ve mitral kapak ameliyatlarının mini kesi ile yapıldığı, kalbi durdurmadan mitral kapak ameliyatlarının yapıldığı ve kapak tamiri konusunda büyük birikimi ile Türkiya'nin kapak cerrahisi merkezi olma yolunda çalışmalarımız devam etmektedir.

Anabilim Dalımız 

Anabilim dalımız Fatih ve Dragos hastanelerinde verdiği hizmet ile kalp ve damar cerrahisi konusunda ileri teknolojiyi kullanarak ve her yıl kendini yenileyerek konumuzda Türkiye'nin eğitim ve sağlık hizmeti konusunda ilk 5 merkezinden biri olmayı kendine misyon edinmiştir. Özellikle kapak hastalıkları konusunda birikimi ile türkiye'nin ilk bir kapak hastalıkları merkezi olma hedefindeyiz.

Kalp ve damar cerrahisi bölümünde 2 profesör, 2 doçent ve 3 yardımcı docent ile hizmet vermekteyiz. BVÜ Dragos Hastanesinde Kalp ve Damar Cerrahisi açıldıktan sonra 2017 yılının son 4 ayında 3 tane bilimsel toplantı organize edilmiştir.

 

MİTRAL KAPAK TAMİRİ

Matral Kapak Tamiri Nedir?

Mitral kapak yetmezliğinde kliniğimizde tamir başarı oranı %90 ve üzeridir. Kapak tamiri, kapak değişimine göre daha avantajlı bir cerrahi tedavi yöntemidir. Peki, kapak tamirinin ne avantajları vardır:

Kalp kapakçıkları kalbin boşlukları arasında yer alan ve kalbin pompalama fonksiyonu esnasında düzenli olarak açılıp kapanarak kanın akışını düzenleyen eşsiz ve mükemmel fonksiyonlara sahip yapılardır. Çeşitli rahatsızlıklar sonucunda kapakçıklarda daralmalar, genişlemeye bağlı veya yapısının bozulmasına bağlı açılıp kapanmada yetersizlik oluşabilir. Hastalığın tedavisi için cerrahi müdahale düşünüldüğünde bilim adamları yıllar içerisinde çok etkili yöntemler geliştirmişlerdir. 1960 yıllarda kapakçıkların yerini tutabileceğini düşündükleri yapay kapaklar geliştirilmiştir. Günümüze kadar gelinen süreçte teknolojinin nimetlerini kullanan sanayi gerçekten insan kalp kapakçığının fonksiyonlarını taklit edebilen kapakları bulmuştur ve halen kullanılmaktadır. Ancak bu gün için üretilen hiçbir kapak doğal kapakların mükemmelliğine erişememektedir. Hala ideal kapak üretilmemiştir.

Yapay kapaklar metal veya biyolojik materyal (domuz kalbinden veya sığır kalp zarı dokusu) den elde edilmektedirler. İleri teknoloji kullanılarak bu materyaller kalp kapağının işlevlerini yapabilecek hale getirilirler. Ameliyat esnasında cerrah bozulmuş olan hasta kapağı kesip çıkartarak yerine bu yapay kapakları cerrahi teknikle uygun anatomik pozisyonda dikerek yerleştirirler. Kan dokusu yabancı yani vücuda ait olmayan bu materyali anında tanır ve reaksiyon vermeye başlar. Bir dizi biyokimyasal ve hücresel reaksiyonlar oluşur. Bunlardan en sık bilineni metal kapaklar için kan dokusunun akışkanlığını kaybedip kalbin içerisinde pıhtı oluşturmasıdır. Ayrıca metal yüzeye çarpan kan hücreleri fiziksel etkiyle parçalanarak insanlarda anemi (kansızlık) oluşturur. Biyolojik materyal kullanılan yapay kapaklarda ise durum biraz daha iyimserdir. Ancak bu kapaklarda vücudun oluşturduğu reaksiyonlardan etkilenir ve yapılarında bozulmalar oluşmaya başlar. Yapısı bozulan kapak ise artık fonksiyonlarını yerine getiremez hale gelir ve hastalar tekrar başladığı yere geri dönmüş olurlar. Biyolojik bir kapağın ömrü yaklaşık 12-13 yıldır ve bu süre sonunda hastanın kalp kapağının tekrar değişmesi gerekir. Bilim adamları metal kapakların pıhtı oluşturmasını engellemek için kan inceltici ilaçlar geliştirmişlerdir. Bunlardan en etkilisi ve günümüzde kullanılanı warfarin (coumadin) dir. Warfarine çok etkili bir ilaçtır. Kan dokusundaki pıhtılaşma mekanizmasını engelleyerek kapak üzerinde pıhtı oluşmasını engeller. Bu konuda oldukça başarılıdır ancak kullanımı bir o kadarda dikkat ve özen gerektirir. Çünkü ilaç dozunun nasıl olacağı kişiden kişiye, kişinin diyetine göre değişmektedir. Hasta uyumu ve devamlı laboratuvar kontrolü şarttır. Hastalarda, INR adı verilen laboratuar parametresi ile ilaç dozu ayarlanır. Hasta belli aralıklarla hastaneye gelip INR düzeyine baktırmak zorundadır. Mekanik kapak ameliyatı yapılan hastalarda ameliyat sonrası en çok ölüm nedeni warfarin kullanımının INR ile yeterince takip edilememesi bulunmuştur.

Metal kalp kapağı takılan hastalarda: Maalesef coumadin kullanmak mecburidir ve alternatifi yoktur. Bir başka çalışmada acil servise en sık başvuru nedeni olan 2 ilaç İnsülin ve warfarine olarak bulunmuştur. Özetle coumadin kullanmak iki ucu keskin bıçak gibidir. Belli aralarla kan düzeyi ayarlanmalıdır. İlaç dozu az gelirse kapak üstünde pıhtı oturabilir ki bu acil bir müdahale gerektirir. İlaç dozu fazla gelirse ise beyin kanaması riski yüksektir.

Bunun dışında yapay kapaklar da İnfeksiyon, reaksiyonel istenmeyen doku (pannus) oluşumu, kapak fonksiyonun bozukluğu gibi riskler her zaman mevcuttur. Biyolojik yapılı kapaklarda süre 12 ila 13 yıl arasında değişmektedir ve hastalar bu süre sonunda yeniden ameliyat olmak zorunda kalabilmektedirler.

Kalp kaslarında kapakçıkların açılıp kapanmasını sağlayan özelleşmiş uçlar (papiller adale) ve iplikçikler (korda) bulunur. Bu yapılar kapak fonksiyonları ve kalp kası arasında fizyolojik ve anatomik devamlılığı sağlar. Doğal kapağın kesilip çıkartılması bu devamlılığın kısmen de olsa kaybolacağı anlamına gelmektedir. Yapılan araştırmalar yapay kapak takılan hastalarda bu fizyolojik ve anatomik devamlılığın kaybolmasının kalp kası fonksiyonları üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu ve kalbin kasılma gücünü azalttığını göstermiştir. Tüm bunları özetleyecek olursak hiçbir yapay kapak kalbin kendisine ait olan doğal kapaklar gibi mükemmel değildirler.

İşte bu yüzden cerrahlar kapak hastalıklarının tedavisi için hasta olan kapağı değiştirmek yerine tamir etmenin daha iyi bir alternatif olacağını düşünmüşlerdir. Eğer bir kapak tamir edilip fonksiyonel hale getirilirse; coumadin kullanılmayacak, ortamda yabancı materyal olmadığı için enfeksiyon görülmeyecek, kanın şekilli elemanları parçalanmayacak yani kansızlık (anemi) oluşmayacak, kalp kasının kapakla olan anatomik devamlılığı devam edeceği için kalp kası fonksiyonları korunmuş olacaktır. Bu heyecan verici fikir 1923 te Dr. Eliot Cutler'ın 12 yaşında bir kıza kapak darlığı nedeniyle yaptığı genişletme operasyonundan bu yana birçok cerraha ilham vermiştir. Günümüzde kapak tamirinin faydalarını ve avantajlarını gösteren birçok çalışma mevcuttur. Birçok başarılı sonuçlar açıklanmış ve literatürde yer edinmiştir.

Kapak tamiri konusunda anahtar, tecrübeli merkez ve kalp cerrahını bulmaktır.

MİTRAL KAPAK TAMİRİ HANGİ HASTALARA UYGULANIR?

Kapak hastalıklarında ameliyat zamanlaması belki de işin en önemli kısmıdır. Gerçekten karar vermek hasta, kardiyoloji uzmanı ve kalp cerrahının ortak fikir birliği ve takibi ile olmak zorundadır. Nitekim bu karar kriterleri için uluslararası düzeyde bilim insanlarının toplantılar yaparak deklare ettikleri kılavuzlar mevcuttur. Bu kılavuzlarda tüm kapaklar için ameliyat zamanlaması ve karar anı açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki bu kriterler her an değişebilmektedir. En doğru kararı kitabı bilgiler ile birlikte hastayı takip eden hekimlerin klinik tecrübesi verecektir.

Buna göre kapak hastalıklarında cerrahi aşamaya geçiş kriterleri için;

  1. Kalbin kasılma fonksiyonunun derecesi (%EF)
  2. Kapaklardaki kan kaçağının yani yetersizliğinin şiddeti
  3. Darlık var ise efektif kapak açıklık alanı
  4. Sol kulakçığın (atrium) çapı
  5. Sol karıncık(ventrikül) gevşeme sonundaki (end diastol) çapı
  6. Akciğer basınçlarının derecesi
  7. Çarpıntı (atrial fibrilasyon) varlığı

gibi kriterlere bakılmaktadır. Tüm bunların dışında hekimin yapacağı titiz muayene ile hastaların efor kapasitesi ve şikayetleri (nefes darlığı, çarpıntı, ayaklarda şişme vs) değerlendirilerek cerrahi aşamaya geçiş planlanır.

            Mitral kapak ve trikuspid kapak cerrahisi için kapak yapısı ekokardiografide ayrıntılı incelenmektedir. Kapaklardaki bozukluğun organik yapısal bir bozukluk mu, yoksa fonksiyonel bir bozukluk mu olduğu ortaya koyulmalıdır. Bazı kapak hastalıklarında kapakçıklarda ileri derece kireçlenme (kalsifikasyon) ve/veya hasarlanma olabilir. Buna göre kapak tamir olsa bile efektif olarak fonksiyon görebilecek kapak materyali fiziksel olarak bulunmayabilir. Bu aşamada tedavi kapağın tamamen sökülüp yerine yapay kapak yerleştirmek olacaktır. Bunun dışındaki durumlarda kapağın yapısı en son olarak ameliyat esnasında cerrah tarafından değerlendirilerek kapak tamiri uygulanır.

MİTRAL KAPAK BOZUKLUKLARI VE TEDAVİ ALTERNATİFLERİ NELERDİR?

Mitrak kapak bozukluğu yapan 4 ana neden vardır:

1.Romatizmal Kapak:

Küçük yaşlarda geçirilmiş ateşli romatizmanın kalp kapaklarını hasarlaması sonucu olur. Ülkemizde ne sık mitral kapak problem nedenidir. Kapakta kalınlaşma, destek dokularında kısalma ve kireçlenme ile kendini gösterir. Kapak tamiri bu hasta grubunun ancak %50-60'ında mümkün olmaktadır. Kapak dokusunda ileri kireçlenme varsa tamir mümkün olmaz. Bu durumda en iyi seçenek kapak yapılarının korunarak kapağın değiştirilmesidir. Ancak hastalığın erken dönemlerinde kapakta kireçlenme yoksa tamir çoğunlukla mümkündür.

2.Genç Ve Orta Yaşta Görülen Yapısal Mitrak Kapak Bozuklukları (Mixamatöz Patoloji):

Bu sorun genellikle doğumsaldır ve daha çok kadınlarda görülür. Kapak yapıları sertleşmiş, uzamıştır. Bu sorunda tamir %90 oranında mümkün olmaktadır. 3

3.İleri yaşlarda görülen mitral kapak sorunları (fibroelastik yetmezlik):

Bu patolojide kapak dokuları incelmiş ve zayıflamıştır. Kapak destekleri çok incedir veya kopmuştur. Bu kapak sorununda da yüksek başarı oranları ile kapak tamiri mümkündür.

4. Koroner arter hastalığı ile beraber olan mitral kapak problemleri (fonksiyonel mitral yetmezlik):

Bu patoloji daima kalbi besleyen koroner damarlarda tıkanıklık veya daralma ile beraberdir. Hastalara ameliyatta eş zamanlı olarak koroner köprüleme ameliyatı (Bypass) ve mitral kapağa cerrahi müdahale yapılır. Bu hasta grubunda da anatomik kriterler sağlanıyor ise hemen daima tamir mümkündür.

            Aort kapak cerrahisinde tamir kriterleri biraz daha kısıtlı olmaktadır. Kapağın sökülüp yapay kapakla değiştirilmesi sıklıkla uygulansa da günümüzde kapakçıkların traşlanması, dekalsifikasyon (kireç sökme), bikuspidizasyon (kapakçıkların anatomisinin değiştirilmesi) vb. gibi tamir seçenekleri güncel bir şekilde yapılmaktadır.

            Özetle kapak tamirinde başarı, uygun hastanın seçilerek bu konudaki tecrübeli merkez ve kalp cerrahının müdahalesi ile mümkündür.

MİTRAL KAPAK TAMİRİ NASIL YAPILMAKTADIR?

Mitral kapak tamiri hastaya daha kaliteli bir hayat sunar. Kalp fonksiyonlarının korunduğu anlamına gelir. Daha az infeksiyon ve felç geçirme olasılığı var demektir. Hastaların coumadin kullanmayacağı anlamına gelir.

Peki, bu işlem nasıl yapılmaktadır?

Mitral kapak tamiri için 2 alternatif vardır.

1. Göğüs kafesi önden açılarak, robotik veya sağ koltuk altında yapılan mitral kapak tamir yöntemleri bir açık kalp operasyonudur. Bilinen açık kalp operasyonu risklerine sahiptir. Yani bu operasyonda da hastalar genel anestezi altında uyutulurlar ve ameliyat esnasında kalp durdurularak suni kalp-akciğer pompasına bağlanmak zorundadırlar.

2. Sol meme altından 3 cm'lik kesi ile kalp durdurulmadan ve kalp-akciğer makinesine bağlanmadan kalp çalışırken yapılan mitral kapak tamiri ki bu yöntemde açık kalp ameliyatı ile kıyaslandığında risk yarı yarıya azdır. Kapalı yöntem yani atan kalpte mitral kapak tamiri için ülkemizde tek yetkili isim Prof. Dr. Cengiz Köksal Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı bünyesinde çalışmaktadır.

Cerrah ameliyat öncesi uzman kardiyologla hastanın kalp ekokardiyografisini inceler ve yapacağı tamir konusunda ipuçlarını kardiyologdan alır. Cerrah operasyon esnasında özel teknikler ile mitral kapağın bulunduğu sol kulakçığa ulaşarak düzgün bir kesi ile mitral kapağa ulaşır. Kapağın yapısal bozukluğu incelenir ve uygulanacak tamire de bu esnada karar verilir. Tamir yöntemleri mitral kapakçığın arka kısmının dikdörtgen şeklinde kesilip dikilerek yeniden yapılandırılması şeklinde olacağı gibi kapakçığa tutunan iplikçiklerin (korda) yerlerinin değiştirilerek güçlendirilmesi (kordal transfer) veya yeni iplikçikler konması gibi geniş bir yelpazede seyir edebilir. Kapağın tutunduğu yatak (anulus) genişlemiş ise etrafını sararak sağlamlaştıracak ring yerleştirmekle de operasyon tamamlanmış olur.

Tüm bu operasyonlarda ana amaç kapağın yapısal bütünlüğünün korunması ve fonksiyonelliğini yeniden kazanmasını sağlamaktır. Operasyon esnasında kalp yeniden çalıştırıldığında ameliyat esnasında yapılan ekokardioğrafi yardımı ile yapılan tamirin sonuçları hasta ameliyat masasında iken değerlendirilir.

Aort ve trikuspid kapak içinde tamir yöntemleri mevcuttur. Tamirlerin nasıl olacağına cerrah kapakların sahip olduğu hastalığa göre operasyon esnasında karar verir.

Başka bir deyişle kalp kapağının değiştirilmesi bir mağazadan bedeninize uygun elbise almaya benzetilebilir. Belirli ölçüde elbiselerden bedeninize uyan elbiseyi seçer dener alırsınız ancak alacağınız elbiselerden hiçbiri asla bedeninize tam uymaz çünkü elbise sizin için dikilmemiştir. Kapak tamiri ise bir terzinin size özel elbise dikmesidir. Size özel terzi vücut ölçünüzü alır ve büyük bir emekle size özel bir elbise diker. Kapak değiştirmek genellikle daha kısa süren ve çok fazla teknik ayrıntıya girilmeden yapılan bir işlemdir. Oysa kapak tamiri zaman alır ve problemli kapakla karşı karşıya kalan kalp cerrahı yetenek ve tecrübesini göstererek tek tek kapağın her parçası kontrol ederek problemli bölümleri onarır. Kapak tamiri hastanın kendi kapak dokusunu kullanarak yapılan tamir işlemidir. Tamir yapılabilmesi için kapak dokusunun yani kumaşın kalitesinin yapısının uygun olması gereklidir. Eğer kapak dokusu yani kumaş çürükse dikiş geçince yırtılır ve yama tutmaz. Küçükken geçirilen ateşli romatizmaya bağlı kapak problemlerinde olabildiği gibi kumaş sert ve kireçli ise o zamanda dikiş geçmez sert dokudan ve tamir mümkün olamaz. Bu nedenlerden dolayı kapak dokusunun kalitesinin iyi olması tamir için şarttır.

Kapak tamiri konusunda anahtar, bu konuda tecrübeli merkez ve kalp cerrahına ulaşmaktır.

MİTRAL KAPAK YETMEZLİĞİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Mitral kapak yetmezliğinin ilk belirtisi hareket etmekle olan nefes darlığı ve çarpıntıdır.  Hasta öncesinde yapabildiği eforu artık zorlanarak yapmaya başlamıştır. Geceleri sık idrara çıkmaya başlar. Aynı şekilde önceleri kısa aralıklarla çarpıntı atakları olur. Bu şikâyetlerin başlaması kalbin yorulmaya başladığının göstergesidir. Bu şikâyetleri olan hasta ilk fırsatta kardiyoloji uzmanına başvurmalıdır.

MİTRAL KAPAK YETMEZLİĞİ TANISI NASIL YAPILMAKTADIR?

Eforla olan nefes darlığı ve çarpıntı şikâyetleri olan hastaya yapılan ekokardiyografi tanıyı koydurur ve ameliyat zamanlaması konusunda fikir verir. Hastanın şikâyetlerinin olması tek başına ameliyat gerekliliğin ortaya koyar. Ayrıca ekokardiyografide kalp kasılma fonksiyonlarının bozulmaya başlaması, kalp boşluklarının büyümesi, çarpıntının varlığı ve akciğer basınçlarının artması da ameliyat gerekliliğini düşündürür.

MİTRAL KAPAK YETMEZLİĞİNDE CERRAHİ TEDAVİ (KOLTUK ALTINDAN KÜÇÜK KESİ İLE MİTRAL KAPAK AMELİYATI) NASIL YAPILMAKTADIR?

Hastanemizde çoğunlukla mitral kapak hastalarının ameliyatı eğer bir engel yoksa koltuk altından küçük kesi ile yapılır. Koltuk altından küçük kesi ile ameliyat yapmanın estetik avantajları olduğu gibi hastanın iyileşme sürecini de hızlandırır.

MİTRAL KAPAK DARLIĞININ NEDENLERİ NELERDİR?

Mitral kapak darlığının en önemli nedeni küçük yaşlarda bir boğaz infeksiyonunu takiben gelişen ateşli romatizmadır. Ateşli romatizmadan yaklaşık 20 yıl sonra hastalığın kalpte verdiği hasar ortaya çıkmaya başlar ve sıklıkla 40-50 yaşlarında hastalarda ileri mitral kapak darlığı nedeni ile ameliyat gerekir.

MİTRAL KAPAK DARLIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hastalığın klinik belirtileri darlığın derecesine göre değişir. Başlangıç evresinde ya da hafif darlıklarda hastanın fazla bir yakınması yoktur. Bunu çok çeşitli olabilen ara evreler izler ve sonunda genel yakınmaların çok arttığı, hastaların yardımsız iş göremedikleri son evreye varılır. Her şeyden önce hastaların fiziksel etkinlikleri sınırlanmıştır. Bedensel iş yapabilme kapasitesindeki bu azalma bir yandan kas güçsüzlüğüne, bir yandan da güç harcamayla birlikte kişiden kişiye değişebilen düzeyde nefes darlığına bağlıdır. Kas güçsüzlüğü genel dolaşıma pompalanan kan miktarının azalmasından ileri gelir ve olguların çoğunda öne çıkmaz. Hastanın fiziksel etkinliğinin kısıtlanması daha çok nefes darlığına bağlıdır. Nefes darlığı kaslarda güç kaybından önce ortaya çıkar ve hastaya daha çok sıkıntı verir.

 Güç harcamayla ortaya çıkan nefes darlığının şiddetinden bağımsız olarak mitral kapak darlığı geceleri gelen ani nefes darlığı nöbetlerine ve akut akciğer ödemine yol açabilir. Mitral hastalığında rahatsız edici bronş spazmı nöbetleri olabilir ve bu ani nefes darlığı nöbetleri "kalp astımı" olarak da nitelenir. Bronş spazmının bronşların savunma sistemlerini zayıflatmasından dolayı, mitral kapak darlığı olan hastalarda yineleyen bronşit sık görülür.

Hareketle gelen nefes darlığının dışında çarpıntı diğer önemli belirtidir. Hastanın hareketle nefes darlığının olması ve çarpıntı şikâyetlerinin varlığı bir doktora başvurmayı gerektirir.

MİTRAL KAPAK DARLIĞININ TANISI NASIL KONULUR?

Ekokardiyografi mitral kapak darlığı tanısının kesinleştirilmesi, kapak anatomisinin değerlendirilmesi, gradientin ölçülmesi ve tedavi planı açısından temel tanı yöntemidir. Ayrıca elektrokardiyografi (EKG) kalp ritmini, kalp boşluklarındaki genişleme ve hipertrofileri değerlendirmek, göğüs filmi de kalpteki biçim bozukluklarını (aşırı büyüme ve genişleme) saptamak için kullanılan tanı araçlarıdır.

MİTRAL KAPAK DARLIĞININ CERRAHİ TEDAVİSİ NEDİR?

Mitral kapak cerrahisi asla sadece mitral kapağa yönelik cerrahi müdahale anlamına gelmez. Mitral kapak darlıklarında özellikle hastalığa çarpıntı (aritmi) triküspit kapak yetmezliği de eşlik eder. Bu nedenledir ki mitral kapak cerrahisi yaparken biraz önce bahsedilen problemlere de yönelik cerrahi yapmak zorunludur. Cerrahi sırasında aritmiye yönelik ablasyon işlemi, triküspit kapak tamiri ve mutlaka sol kulakçıktaki kör bölge olarak tarif edilen appendix dışarıdan veya içeriden kapatılmalıdır.

Kliniğimizde mitral kapak ameliyatları çoğunlukla sağ koltuk altı mini kesi ile yapılmaktadır. Romatizmal mitral kapaklarda kapaklar da sertleşme olduğu için tamir şansı mitral kapak çökmelerine göre daha az olmakla birlikte yine de vardır. 

 

AORT ANEVRİZMA HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ

AORT ANEVRİZMA HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ NEDİR?

Aort damarı kalbimizden çıkan ve vücudumuza kan götüren ana damardır. Aort kalbimizden çıktıktan sonra önce göğüs boşluğunda, sonrasında ise karın boşluğunda seyreden vücudumuzdaki ana damardır. Göğüs boşluğundaki aort çap genişlemelerinin normalin iki katı ve üstü çapa çıkmasına, torakal aort anevrizması denir. Karın boşluğu içerisinde aort damarının genişlemesi ise abdominal aort anevrizması adını alır. Anevrizma tanısı konulan hastanın müdahalesi senelik büyüme çapına, olası ani büyüme ve /veya yırtılma belirtisine göre planlanır.

Sigara içen, 60 yaş üstü, hipertansiyonu olan erkeklerde daha sık görülmektedir. Görülme sıklığı 50 yaş üstünde her bir milyon nüfus için 25'tir. Ülkemizdeki nüfus yapısı dikkate alındığında yılda yaklaşık 3-4 bin civarında yeni hasta görülme riski mevcuttur. Tanı sıklıkla başka bir sebeple yapılan tetkikler sırasında şans eseri konulmaktadır. Ülkemiz için tespit edilmiş bir kesin bir rakam yoktur ancak, Amerika Birleşik Devletleri'nde ölüm nedenleri arasında onuncu sırada yer almaktadır.

Anevrizmanın verebileceği bulgular, oluştukları bölgelere bağlı olarak farklılıklar gösterir. Karın içerisindeki aort anevrizmalarının, eğer bir tarama yapılmadıysa, ilk bulgusu aort yırtılması şeklinde olabilir. Anevrizmalar sıklıkla önceden belirti vermezler ama bazen bulundukları bölgeye göre belirtiler gösterebilirler. Örneğin, karın içerisinde bele doğru yayılan devamlı ve rahatsız edici bir ağrı veya karın bölgesinde dışarıdan görülebilen bir titreme, hasta elini koyduğunda karnına bir top vuruyormuş gibi bir his olabilir. Göğüs içindeki anevrizmalarda sadece göğüs ağrısı veya sırta doğru vuran göğüs ağrıları görülebildiği gibi, eğer anevrizma sırtın inen damarlarında ise ses kısıklığına bile neden olabilir. İnen aortanın başında bir anevrizma varsa, oradaki ses tellerine giden siniri etkilediği için ses kısıklığına yol açabilir.
 

KALPTEN ÇIKAN AORT ANEVRİZMASI HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ NEDENLERİ NELERDİR?

Kalpten çıkan aort damar anevrizmalarında tanı sıklıkla rastlantı eseri konur. Hastaya tanı ya başka amaçlı ekokardiyografi çekiminde veya göğüs bilgisayarlı tomografi çekimi neticesinde konur. Beraberinde aort kapak hastalığı varsa hastanın nefes darlığı olur. Ancak başka ek kalp problemi yoksa hastanın genelde şikâyeti olmaz veya sırta vuran müphem bir ağrı tarif edebilir.

En önemli nedenleri arasında yaşlılık ve kontrolsüz hipertansiyon gelir. Genetik doku hastalıkları da diğer önemli nedenler arasındadır.

Bilgisayarlı tomografide ölçülen anevrizma çapı 5.0-5.5 cm'nin üzerine çıktığı zaman ameliyat zamanı gelmiş demektir. Ameliyatta yapılan genişlemiş aort damarının ilgili bölümü kesilerek yerine yapay damar koymaktır.

KÜÇÜK KESİ İLE AORT ANEVRİZMA TAMİRİ NASIL YAPILMAKTADIR?

Aort anevrizma cerrahisi kliniğimizde 3-4 cm'lik küçük kesiden, göğüs kafesi tam açılmadan yapılmaktadır.  Bu yöntem estetik olarak avantajlı olduğu gibi hastaların çabuk iyileşmesine de katkı sağlar.

KARIN AORT ANEVRİZMALARININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Aort anevrizmalarının en sık görüldüğü yer karın bölgesidir. Karın aortu anevrizması kendini karın veya bel ağrısıyla gösterebilir. Ama, çoğu zaman hiç bir belirti vermez. Çoğu zaman, başka bir nedenle yapılan ultrasonda görülüp teşhis edilir. Ya da yapılan bir bilgisayarlı tomografide ortaya çıkar. Bazen de doktorun muayenesi sırasında karında her kalp atımıyla oynayan bir kitle olarak ele gelir. 

 Karın aortunun neden balonlaştığı kesin olarak bilinmese de bazı etkenlerin bu hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı biliniyor. Sigara içenlerde, hele uzun süre içmiş olanlarda daha sık görülüyor. Yaşlılarda, erkeklerde, tansiyon hastalarında, kolesterolü yüksek olanlarda anevrizma daha kolay oluşuyor. 
Aort damarının duvarında oluşup ilerleyen damar sertliği duvarı zayıflatıyor. Yüksek basınçla akan kan, her kalp atımında, damar yavaş yavaş genişler. Damar sertliğine karşı alınacak önlemler aort anevrizması oluşumunu da önler. Yüksek tansiyonun kontrolü, kolesterolün düşürülmesiyle aortun genişlemesi önlenmese de yavaşlatılabilir.

KARIN AORT ANEVRİZMALARININ AMELİYATSIZ (ENDOVASKÜLER) TEDAVİSİ

Karın aort anevrizma çapı 5.0-5.5 cm'nin üzerine çıkarsa müdahale etmek gerekir aksi halde patlama ve ona bağlı ani ölüm riski yüksektir. Karın aort anevrizmalarının sıklıkla tedavisi endovasküler yöntemler dediğimiz kapalı yöntemle yapılır. Bu teknikte kasıktan girilerek balonlaşmanın olduğu yere stent greft diye tabir edilen kapalı bir kafes şeklinde sunni damar konur. Bu şekilde anevrizma yani baloncuğun patlamasının Önüne geçer.

GÖĞÜS AORT ANEVRİZMALARININ AMELİYATSIZ(ENDOVASKÜLER) TEDAVİSİ

Aortanın göğüs kafesi bölümünün çapının 5.5 ve üzerinde olması tedavi gerektirir. Sıklıkla tedavi yöntemi karın aort anevrizmalarında tarif edildiği gibi kapalı yani kasıktan girilerek yapılan endovasküler yöntemdir.

AORT KAPAK DARLIĞI

AORT KAPAK DARLIĞININ NEDENLERİ NELERDİR?

Aort darlığının en önemli nedenleri arasında ileri yaşa bağlı kapaklarda kireçlenme, çocuklukta geçirilen ateşli romatizma ve doğuştan 3 yaprakçıklı olması gereken kapağın 2 yaprakçıklı olması sayılabilir. Doğuştan 3 yaprakçıklı olması gereken aort kapağının 2 yaprakçıklı olması hastada 30-40 yaşlarında ameliyat gerektirecektir. Sorun doğumsaldır ve bu soruna bağlı problemlerde cerrahi olarak aort kapağının değiştirilmesi tek tedavi seçeneğidir.

AORT KAPAK DARLIĞININ ŞİKÂYETLER NELERDİR?

Aort darlığının ciddiyeti, kapak alanına ve sol ventrikül ile aort arasındaki basınç farkına bakılarak değerlendirilir. Başlangıçta çabuk yorulma şeklinde görülen şikâyetler aort darlığının ciddi olduğu durumda 3 önemli şikâyet haline dönüşür:

Sol kalp yetmezliği: önündeki engele rağmen çalışan sol ventrikülün artık yorulduğu anlamına gelir.
Angina (kalbe bağlı göğüs ağrısı): özellikle eforla ortaya çıkar. Kas kitlesi ve maruz kaldığı basıncı artan sol ventrikülün yeteri kadar oksijen alamaması sonucu oluşur.
Bayılma (senkop) veya baş dönmesi: Özellikle hareketle ortaya çıkar. Eforla artması gereken beyin kan akımının darlıktan dolayı yeteri kadar artamaması sonucu oluşur.
Ciddi AD varlığında bu şikâyetlerin çıkması (biri veya birden fazlasının) derhal müdahale edilmesi gerektiği anlamını taşır. Özellikle yukarıdaki şikâyetlerin bulunduğu hastalarda daha çok olmak üzere (%8-34) ani ölüm de görülebilir.

AORT KAPAK DARLIĞI NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Aort darlığında kalp sesleri tipik özellikler gösterir. Dolayısı ile kalp seslerini dinleyerek birçok durumda tanı konabilir. Tanıyı kesinleştirmek ve kapak alanı, basınç farkı, kalbin kasılma performansı için ekokardiyografi (eko) çok değerli bilgiler verir.

AORT KAPAK DARLIĞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ VE CERRAHİ TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR?

Aort kapak darlığının tedavisi kapağın değişimidir. Açık kalp ameliyatı olamayacak kadar yaşlı ve düşkün hastalarda TAVİ diye tarif edilen yöntemle kasıktan girilerek te kapak değişimi yapılabilmekte ancak bu yöntem çok yaşlı ve düşkün hastalar için önerilmektedir.

KÜÇÜK KESİ İLE AORT KAPAK DEĞİŞİM AMELİYATI NASIL YAPILMKATADIR?

Hastanemizde aort kapak değişim ameliyatları göğüs kafesi tam açılmadan 3-4 cm'lik küçük kesilerden yapılmaktadır. Küçük kesiden yapılan aort kapak değişim ameliyatları hastanın ameliyat sonrası iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Estetik avantajlarının yanında göğüs kemiği tam kesilmediği için hasta konforu daha iyidir.

60 yaş ve üstü hastalarda ve bazı özel durumlarda aort kapağı sığır kalp zarından imal edilen kapak ile değiştirilir. Biyolojik kapak olarak adlandırılan kalp kapağının avantajı ameliyattan sonra hastaların kan sulandırıcı kullanmalarının gerekmemesidir. Bu kapakların ömrü ortalama 10 yıldır.

60 yaşın altındaki hastalarda aort kapak değişimi mekanik kalp kapağı ile yapılır. Mekanik kalp kapağı bozulmaz ve bozulmaya bağlı tekrar ameliyat olmayı gerektirmez. Ancak mekanik kalp kapaklarında kan sulandırıcı kullanmak zorunludur. 

AORT KAPAK YETMEZLİĞİ

AORT KAPAK YETMEZLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR?

Aort kapak yetmezliğinin en sık nedenleri arasında aort kapağının tutunduğu bölgenin ana damardaki genişlemeye bağlı genişleyerek kapakta yetmezlik yapması, ateşli romatizma ve bazı genetik hastalıklar sayılabilir.

AORT KAPAK YETMEZLİĞİ ŞİKÂYETLERİ NELERDİR?

Aort kapak yetmezliğinin en önemli bulgusu nefes darlığıdır. Aort kapaktaki kaçağa bağlı olarak kalbin vücuda pompalaması gereken kanın bir miktarı kalbe tekrar geri döner. Buna bağlı olarak kalp boşlukları büyür ve nefes darlığı ve kalp yetmezliği meydana gelir.

AORT KAPAK YETMEZLİĞİ TANISI NASIL KONULUR?

Hastalığın tanısı mevcut şikâyetler varlığında dinlemekle kapakta üfürüm duyulması ile olur. Üfürüm duyulması sonrası kesin tanı ekokardiyografi ile konur. Eğer hastada ciddi aort kapak yetmezliği ile beraber nefes darlığı varsa ameliyat gerekliliği doğar. Ayrıca ekokardiyografide kalp fonksiyonlarında bozulma görülmesi veya kalp boşluklarının büyümesi de ameliyat gereğini doğurur.

AORT KAPAK TAMİRİ NEDİR?

Her aort yetmezliği kapağın değişeceği anlamı taşımaz. Aort kapakta kapakçıklarda prolapsus varsa aort kapak tamir edilebilir. Ayrıca aort kapak yetmezliği damar genişlemesine bağlı ise yine kapak tamir edilebilir. Tamirin kapak değişimine göre birçok üstünlüğü vardır. Öncelikle kapağı tamir edilen hastalarda ömür boyu kan sulandırıcı kullanmak gerekmez. Ayrıca hastanın kendi dokusu kullanıldığı için infeksiyon riski daha düşüktür. Kapağı tamir edilen hastaların, kapağı değişen hastalarla kıyaslandığında yaşam kalitelerinin daha iyi olduğu gösterilmiştir.

KÜÇÜK KESİ İLE AORT KAPAK CERRAHİSİ NASIL YAPILMAKTADIR?

Kliniğimizde bütün aort kapak ameliyatları 3-4 cm'lik küçük kesi ile göğüs kafesi tam açılmadan yapılır. Küçük kesi ile yapılan ameliyatlarda este tik avantajların yanında hastanın ameliyat sonrası iyileşme süreci de daha hızlı olur.

VARİS

VARİS NEDİR?

Kabaca bacak toplardamarlarının genişlemesi şeklinde açıklanabilecek bu hastalık aslında kökeninde çoğunlukla ailesel bir yatkınlık bulundurur. Ancak zor yaşam ve iş koşulları, obezite, damar tıkanıklıkları gebelik, özellikle çoğul gebelik, sıcak iklim de varis nedenleri arasındadır.

VARİS ÇEŞİTLERİ VAR MIDIR?

Çok sayıda varis çeşidi vardır ve çeşidine göre tedavisi de farklıdır. Sıklıkla bir hastada birkaç çeşit varis bulunduğundan tek bir yöntem değil, birkaç yöntemi bir arada bulunduran kombine seçenekleri tercih etmekteyiz. Yıllarca binlerce hastayla yaşadığımız deneyimler ancak kombine yaklaşımlarla nüks olmayacağını gösterdi.

Polikliniğimize Hastalar Sıklıkla İki Yakınmayla Gelir:  

  • Görsel yakınmalar

  • Ağrı

Sıklıkla Şu Görselleri Görmekteyiz:

  1. 1 mm den küçük  kılcal varisler (ki bunlara telenjiektazi diyoruz)

  2. Retiküler varisler (bunlar 2 mm çapında yeşil renkli damarsal izlerdir)

  3. Varisli belirgin damar Öbekleri  (Varis pakeleri de denir )

  4. Bacaklarda şişlikler, Kaşıntı ve kaşımaya bağlı izler

  5. Bileklerde kızarıklık ve bazen iyileşmeyen ve sürekli kanlı akıntıya yol açan yaralar (varis ülserleri)


VARİSLİ BACAKLAR NEDEN ZAMANLA KARARIR VE ŞİŞER?

Varis Hastalarında sıklıkla görülen kaşıntının nedeni damarlardan hücreler arası boşluğa kaçan demir atomlarıdır. Demir hemoglobinin içinde bulunur ve kan bacaklardan kalbe dönemeyip bileklerde göllendikçe hücreler arası boşluğa sızar. Zamanla varisli kişilerin bilek ve bacaklarında oluşan koyu kırmızı-kahverengin sebebi budur.

VARİS TEDAVİ OLMAZSA NE OLUR?

İleride kalıcı görsel bozukluklar en sık rastlanılan sorundur, ancak damar tıkanıklıkları ve oluşan pıhtıların yerinden oynayarak emboliye yol açması ve buna bağlı ölümler dahi olmakta ve bu hiç te azımsanmayacak sayıda mortaliteye yol açmaktadır. Yaşam konforunu belirgin düşüren bir hastalıktır ve zamanla oluşan varis ülseri aylarca kanayan ve kapanmayan süngerimsi yaralara yol açmaktadır.

VARİS TANISI KOLAY MIDIR?

Fizik muayene ve doppler ultrasonla hiç canınız yanmadan ve radyasyon almadan 15 dk da tanınız konulabilir ve varisinizin çeşidini, tedavi yollarını doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.

VARİS TEDAVİSİ KOLAY MIDIR İŞTEN GÜÇTEN ALIKOYAR MI?

Elbette kolaydır. Yaptığımız 10 varis ameliyatından sadece ikisine anestezi vermekteyiz ve her 50 varis hastasından sadece birini gece hastanede yatırmaktayız. İş güçten alıkoyma süresi varisin ve tedavinin çeşidine göre değişse de ortalama 5 gündür.


VARİS TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR? HEPSİ HASTANENİZDE VAR MI?

 -Evet, Diğer Kalp ve Damar Hastalıkları gibi variste dünyada uygulanan kla ve bilime uygun her tedavi yöntemi kliniğimizde uygulanmaktadır.

Aşağıda bunları görebilirsiniz.

  1. Medikal tedavi

  2. Basınç uygulama tedavileri

  3. Klasik skleroterapi

  4. Foam (köpüklü) skleroterapi

  5. Ultrason altında klasik veya foam sekleroterapi uygulaması

  6. Endoskopik varis tedavisi

  7. Flebektomi

  8. light lazer (yüzeyel lazer)

  9. Endovenoz lazer uygulamaları

  10. Radyofrekans Ablasyon yöntemi

  11. Endovanöz yapıştırıcı yöntemi

  12. Küçük cerrahi seçenekler

  13. Büyük cerrahi seçenekler

 

DAMAR SERTLİĞİ (ATEROSKLEROZ)

DAMAR SERTLİĞİ (ATEROSKLEROZ) NEDİR?

Damar sertliği ¸ hipertansiyon stres ve sigara gibi travmatik etkilerle dolaşımda bulunan zararlı yağların kalsiyumla birleşerek taşlaşması ve damar iç alanını değişik derecelerde daraltması ve bazen de tıkamasıyla ilerleyen bir süreçtir.

DAMAR SERTLİĞİ (ATEROSKLEROZ) NERELERDE GÖRÜLÜR?

Ateroskleroz vücutta atardamar olan her yerde görülür, kan dolaşımı hangi organda fazlaysa o organda daha şiddetli hissedilir ve bulgu verilir. Beyin böbrek kalp gibi atardamardan zengin organlar bu süreçten daha çok etkilense de,  bacaklar, kollar gibi uzuvlar bağırsaklar gibi düz kaslı iç organlar da bundan etkilenir.

DAMAR SERTLİĞİ (ATEROSKLEROZ) NASIL BELİRTİ VERİR?

Tutulan organa göre belirti değişir.

Meslela şah damarı tıkanıklığında (karotis darlığı )beyine kan gitmemesi sonucu bayılmalar, hatta felçler görülebilir. Bu felçler geçici ya da kalıcı olabilir.

Böbrek damarları tutulduğunda yüksek tansiyon, değişik derecede böbrek yetmezlikleri ve hatta kronik böbrek yetmezliği görülebilir.

 Kalp damarları tutulduğunda Angina pectoris denen tipik göğüs ağrısı oluşur, tedavi edilmezse ve önemsenmezse Kalp krizi yani myokard enfarktüsü oluşabilir.

 Barsak damarları tutulduğunda, yemek yedikten hemen sonra gelişen karın ağrısı (intestinal angina ) tipiktir, yiyecek bağırsakları terk ettikten sonra ağrı azalır.

Bacak damarlarını tutan darlıklarda ise tipik bulgu kladucatio intermittant, yani vitrin hastalığıdır. (Aşağıda daha detaylı anlatılacaktır)

DAMAR TIKANIKLIĞI

DAMAR TIKANIKLIĞINDA NEDEN KALPTE YA DA BACAKLARDA AĞRI OLUR?

ANGİNA PECTORİS YA DA KLADUCATİO İNTERMİTTAN NEDİR?

Kalpten temiz kanı vücuda dağıtmak üzere çıkan aorta beyine ve kollara dallarını verdikten sonra pek çok dal vererek aşağı doğru ilerler, omurilik karaciğer dalak böbrekler bağırsaklar sırasıyla aortadan beslenir. Karın içinde sağ ve sol iliyak arter olarak iki büyük dala ayrılan aorta bu ayırım yerinden başlayarak bacaklara dek damar sertliğine çok meyillidir. Darlıklar zamanla tıkanıklıklara dönüştüğünde,  beslenemeyen organda ağrı ve fonksiyon yapamama çok sık görülür.  Bacaklarda esas bulgu ise ağrıdır. Zira kan gitmediğinde bacaklara oksijen de gidemez, Normalde vücutta enerji oksijen aracılığıyla elde edilir. Buna aerobik solunum diyoruz ancak oksijen olmayınca hücreler yedek enerji yollarını kullanırlar, bu yollar enerji üretmek için oksijen kullanmaz ancak bunun bir bedeli vardır o da bu yolun atık ürün biriktirmesidir. Adeta kömür sobasından artan köz gibi, vücutta da laktik asit birikir. Laktik asit adı üstünde asittir, her asit gibi birikince zarar verir ve bu zararı vücudumuzda ağrı olarak hissederiz, bu ağrı kalpte olursa adı angına pectoris, bacakta olursa kladucatio intermittan olarak adlandırılır. Ağrı, sahadan laktik asit uzaklaştırılana dek sürer. Bu nedenle bacak damarında belli bir metre yürüdükten sonra baldırda tipik olarak ağrı oluşur, hastalar durur dinlenir ve ağrı geçince tekrar yürürler, ağrının bu durmalı dinlenmeli karakteri, hastaların yolda adeta vitrine bakar gibi dura dura ilerlemesine de yol açtığından kladucatio intermittand halk arasında vitrin hastalığı olarak ta adlandırılır. Tedavi edilmezse zamanla bacakta istirahat halinde de ağrı olur ve küçük yaralar başlar, bu yaralar giderek büyür ve gangrene dönüşerek ekstremite kayıplarına sakatlıklara ve ölümlere yol açabilir. 

KAROTİS (ŞAH DAMARI)

KAROTİS (ŞAH DAMARI) AMELİYATI:

Kliniğimzde karotis ameliyatları rutin olarak şant yani geçici bypass yöntemi kullanılarak yapılır. Nasıl ki tıkalı bir su borusunu temizlemek için ana vanadan suyu kesmek gerekirse, karotis ameliyatını da kansız bir ortamda yapmak için damarı geçici kapatma zorunluluğu vardır. Ancak zaten ileri dar olan damardan geçen sınırlı kan beyni beslemektedir ve eğer bu kan akımı da kesilirse felç geçirme riski ameliyat sırasında artar. İşte bu nedenledir ki şah damarı ameliyatlarında kliniğimizde geçici şant kullanılmaktadır. Ameliyat esnasında damardaki kan akımı kesilmeden geçici bypass denilen şant takılır ve bu şekilde beyin beslenmesi garanti altına alındıktan sonra şah damar temizlenir. Bu şekilde şantla yapılan karotis (şah damarı) ameliyatlarında felç geçirme riski %1'in altındadır. 

DİYABET HASTALARI DA BU BULGULARI AYNI ŞEKİLDE HİSSEDER Mİ?

-HAYIR.

Diyabet hastaları diyabetin sinirleri de tutması nedeniyle ağrıyı daha geç hissettiklerinden kalp ve damar hastalıklarına daha sinsice yakalanırlar, sıklıkla fark edildiklerinde ilk krizlerini geçirdikleri görülür, ya da bacaklarında yara çoktan açılmıştır.

PEKİ TEDAVİSİ NASILDIR?

En önemlisi diyetle dengeli beslenmek spor yapmak, sigara içmemek ve kilo almamak gibi önlemlerle damar sertliğinden korunmaktır. Diyabet ve Yüksek tansiyon varsa düzgün ve sık kontroller yapılmalı ve ilaçlar gerekiyorsa düzenli içilmelidir.

Ancak yine de bu hastalıklar geliştiğinde 

KLİNİĞİMİZDE BU HASTALARIN TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR?

Medikal tedavi, yani ilaçlarla tedavi (kök hücre dâhil)

Damar içi (endovasküler )girişimsel işlemler

Bypass işlemleri yapılmaktadır.

Her türlü teknolojik yenilik yakından takip edilmekte ve hibrit (birleşik- kombine  ) teknikler de ameliyathane ve anjio ünitemizde uygulanmaktadır.

AÇIK KALP CERRAHİSİ

KALP-AKCİĞER MAKİNESİ NEDİR VE HANGİ AMAÇLA KULLANILMAKTADIR?

Kalp-akciğer makinesi, kan dolaşımı hala sürdürülürken cerrahın kalbi dikkatle durdurmasına izin verir. Makine kalp gibi çalışan bir pompayla akciğer fonksiyonlarının yerine geçen bir oksijenatör içerir. Kalp-akciğer baypas esnasında, öncelikle oksijen bakımından fakir kan, kalbin üst karıncığından kalp-akciğer makinesindeki bir hazneye yönlendirilir. Kan daha sonra, kanın oksijenle doldurulduğu bir oksijenatöre nakledilir. Ardından bir pompa, kanı vücudun kendi başına kan dolaşımına kaldığı yerden devam edeceği yer olan hastanın arteriyel sistemine döndürür. Kalbin onarımının ardından kalp yeniden çalıştırılır ve kalp-akciğer makinesinden ayırmak üzere hazırlıklara başlanılır ve yavaş yavaş makineden çıkılır

ECMO NEDİR?

Ekstrakorporal membran oksijenizasyonu (ECMO) hayatı tehdit eden kalp ve akciğer yetmezliği durumlarında, bu organların görevini üstlenen bir makinedir. Amaç büyük bir damardan kanülasyon aracılığı ile kanı makineye alıp, oksijenizasyonunu sağlayıp yine büyük bir damar yolu aracılığı ile kanı tekrar hastaya vermektir.

VAD (VENTRİCULAR ASSİST DEVİCE) NEDİR?

Bir ventriküler destek cihazı (Ventricular Assist Device, VAD), mekanik bir pompadır. Kalbin doğal pompalarından biri (bir ventrikül) düzgün çalışmadığında vücut içerisinde dolaşan kan miktarını artırmak için bir VAD kullanılır. VAD implantı, ileri düzey kalp yetmezliği yaşayan pek çok insanın daha rahat bir şekilde yaşamasına olanak tanır.

Kısa dönem destek cihazlarının prototipi intraaortik balon pompasıdır. 1 aya kadar kullanımı sağlanmaktadır.

Uzun dönem destek cihazlarında ise süre kısıtlılığı oluşabilecek enfeksiyon gibi komplikasyonlarla belirlenir. 7 yıla kadar destek bildirilmiştir. Taşıması kolaydır ufak bir çanta içinde bataryası bulunur.

KORONER ARTER CERRAHİSİ

KORONER ARTER RİSKİ TAŞIYAN HASTALAR NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Koroner arter hastalığının nedeni damar sertliğine bağlı koroner arterlerde daralma veya tıkanıklıktır. 40 yaş üstü Erkek hastalar, menapoz sonrası kadın hastalar, ailesinde koroner arter hastalığı olanlar, sigara ve aşırı alkol kullananlar, yüksek tansiyonu olan ve diyabetik hastalar, aşırı kilolular, kan yağları yüksek hastalar koroner arter hastalığı için risk altındadır.

KORONER ARTER HASTALARININ ŞİKÂYETLERİ NELERDİR?

Hareketle ve stress altında 4-5 dk süren göğüs ağrısı en sık şikâyettir. Göğüs ağrısı sol kola çeneye ve sırta yayılabilir. Sıklıkla dinlenince geçer. Diyabetik hastalar hastalıklarının gereği olarak ağrı hissetmeyebilirler. Bu grup hastalarda hareketle olan nefes darlığı ilk belirti olabilir. Sonuç olarak hareketle göğüs ağrısı ve nefes darlığı olması esas belirtilerdendir. Mide ağrısı da kalp ağrısını taklit edebilir. Risk grubundaki hastalarda ani başlayan mide ağrılarında mutlaka koroner arter hastalığı ekarte edilmelidir.

KORONER ARTER HASTALARININ TANI YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Şikayeti olan hastanın öncelikli olarak efor testi ile tanısı konmalı ve sonrasında koroner anjiyografi olması gerekmektedir. Hastanemizde diğer hastanelerden faklı olarak koroner anjiyografi koldan yapılmaktadır. Bu da hastaların konforunu artırmaktadır.

KORONER ARTER HASTALARININ TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Risk altındaki kişiler yukarıdaki şikâyetleri varsa mutlaka doktora başvurmalıdırlar. Hastaya EFOR testi ve ekokardiyografi yapılarak hastanın koroner arter hastalığı araştırılır. Koroner arterlerinde darlıkları olan hastalar için öncelikli tedavi balon ve stentleme işlemidir. Bunun için hastanın mevcut darlıklarının teknik olarak stentleme işlemine uygun olması gerekmektedir.

KORONER BAYPAS AMELİYATI NASIL YAPILMAKTADIR?

Hastanemizde kalbi durdurarak ve kalbi durdurmadan koroner baypas ameliyatları en yeni teknolojik gelişmeler kullanılarak başarı ile yapılmaktadır. Sıklıkla göğüs kafesinden alınan damar ve bacaktan alınan damarlarla baypas ameliyatı yapılır. Bacaktan alınan damar için isteğe bağlı olarak küçük bir kesi ile tüm bacağı boydan boya kesmeden damar çıkartılabilir. Koroner baypas ameliyatlarında en önemlisi kullanılan damarların koroner damarlara özenle dikilmesidir. Bu konudaki hassasiyet hastanın baypas damarlarının uzun süre açık kalmasını sağlayacaktır. Hastalar ameliyat sonrası ortalama 1-2 gün yoğun bakımda kalır ve toplam 6 günün sonunda taburcu edilirler.

KORONER BAYPAS SONRASI HASTALAR NELERE DİKKAT ETMELİDİRLER?

Koroner baypas ameliyatı mevcut damar sertliğini değil onun sonuçlarını tedavi eder. Dolayısıyla damar sertliği eğer risk faktörleri devam ederse ilerlemeye devam eder. Risk faktörleri ortadan kalkmaz, hasta doktoru tarafından verilen ilaçları kullanmaz ve düzenli kontrollere gelmez ise hastaya konan baypas damarları da tıkanabilir. Bu nedenle koroner baypas ameliyatı sonrası hastalar fazla kilolarından kurtulmalı, sigara ve alkol gibi alışkanlıklarını bırakmalı, eğer şeker hastalığı var ise düzenli şeker ölçümleri ile kan şekerinin yükselmesinin önüne geçilmelidir. Düzenli doktor kontrolleri önemlidir. Bu şekilde hastanın kan yağları normal sınırlarda tutulabilir.

Koroner baypas sonrası hastalar öncesinde olduğundan daha sağlıklı bir kalbe sahip olacakları için doktorları aksi bir şey söylemedikçe, ameliyattan 2 ay sonra normal yaşantılarına dönebilirler.

ARİTMİ CERRAHİSİ NEDİR?

Özellikle mitral kapak hastalıkları ile beraber atrial fibrilasyon diye tarif edilen aritmi çok sık görülür. Aritmi ayrıca aort kapak ve koroner arter hastalarında da görülebilir. Hasta açık kalp ameliyatı olacağı zaman aritmi nedeni olan atrial fibrilasyona yönelikte cerrahi işlem yapılmalıdır. Atrial fibrilasyona yönelik yapılan cerrahi işlemde aritmi yolları radyofrekans yöntem ile yalılarak veya kriyoablasyon yöntemi ile dondurularak tahrip edilir ve bu şekilde kalbin normal ritmine dönmesi sağlanır.

Mitral kapak cerrahisi asla sadece mitral kapağa yönelik cerrahi müdahale anlamına gelmez. Mitral kapak darlıklarında özellikle hastalığa çarpıntı (aritmi) triküspit kapak yetmezliği de eşlik eder. Bu nedenledirki mitral kapak cerrahisi yaparken biraz önce bahsedilen problemlere de yönelik cerrahi yapmak zorunludur. Cerrahi sırasında aritmiye yönelik ablasyon işlemi, triküspit kapak tamiri ve mutlaka sol kulakçıktaki kör bölge olarak tarif edilen appendix dışarıdan veya içeriden kapatılmalıdır.